24 Şubat 2012 Cuma

opeth gelir hoş gelir




progresive metal'in naçizane gruplarından opeth, yanlış bir duyum değilse 6 martta türkiyede konsere geliyor. konser k.çiftlik park tamıymış neymiş... her neyse... konser biletlerininde. bir 3d sinema izlemek kadar uygun olduğunu duydum... ben şahsen kendim opeth'i çok sever, şarkılarındaki (özellikle son yıllarda) yumuşak tondan ani çıkışları. tam ninni söylüyor bu derken (aynen şu yukarıdaki şarkıda olduğu gibi) insanı yerinden hoplatması... uzun melodik soloları. vs vs vs.. seviyorum işte uleyn. ve sevdiğim her grubun bir bir türkiyede konsere geliyor olmasıda şansmıdır nedir bilemedim. yakında dünyada sevipte görmediğim adam kalmayacak :D bi judas priest geldiğinde gidemedim ama o kadar olur artık :D

şimdi gelelim en tırt tarafına. 6 martta konser mi olur ? hem soğuk hemde hafta arası. siz opeth türkiyeye gelsin de, konsere kimse gitmesin, onlarda bunu görüp bi daha yakınından dahi geçmesin mi istiyorsunuz ? çok ayıp. bu türk misafirperverliğine hiç yakıştımı ? eğer konsere gidemessem tek sebebi hafta arası hemde en zibidik bi günde olmasından kaynaklı olacak :( gidenler gitmek isteyenler benim yerimede eğlensin coşsun o zaman napalım :( bu arada eskiye nazaran yumuşayan tarzını daha çoks eviyorum ben.. zira yaşlılık, artık kafa gürültüyü kaldırmıyor :)

14 Şubat 2012 Salı

ilüstrasyon deyince


efem, esasen bir grafik tasarımcı ve fotoğrafçıyım, he gerçek mesleğin ne diye soracak olursanız. örtmenim ben :D yani aslında çok kısa süre örtmenlik yapmış olsam da, esasen mezun olduğum bölüm çocuk gelişimi. fekat öğretme becerisi benim ruhumda yok. sanatçı ruhum :P bi süre sonra beni grafiğe yönlendirdi. yapımda ve yayında emeği geçen, beni bu alanda yüreklendiren, destekleyen tüm eşe dosta şükranlarımı sunarım.

şuan nihayet yüreğimi koyduğum işi yapmaktayım. fotoğraf artık günümüzde grafikten ayrı düşünülemez hale geldi. grafik dediğime bakmayın, aslında tüm bu kullanılan programlara verilen genel ad olduğundan öyle söylüyorum. fakat tabiki fotoğraf için olmazsa olmazlardan biri artık photoshop ! her ne kadar çok sevmediğim bir program olsa da meslek gereği pek haşır neşiriz şu ara.

gönlüm illüstrasyon dan yana. ama maalesef yolun daha çok başındayım. şimdilik sadece, ufkumu açacak araştırmalar yapmakla yetiniyorum :) bu araştırmalar esnasında karşıma çıkan olağanüstü bir illüstrator'le sizide tanıştırmak istiyorum. nicoletta ceccoli .

çizimlerine hayranım evet, çok farklı evet, çok yaratıcı evet... ama söylemeden geçemeyeceğim bir nokta var. bu kadar güzel olmasına rağmen biraz rahatsız edici değil mi ? masumiyetin yanına konduramadığımız, o irite eden, sıkan, geren herşey var sanki. tüm çizimlerinde varolan o masum yüz belki bize böyle hissettiriyor....

ve bence nicoletta'yı farklı yapan da bu özelliği. masalsı dünyanın karanlık yüzü sanki...

resimler ve daha fazlası için nicoletta ceccoli nin web sitesini ziyaret edin...

8 Şubat 2012 Çarşamba

simone'nin kar'la sınavı :)


ay anacım karlı havayı köküne kadar yaşamış. hatta geçen çarşamba 20 dk mesafelik işyerime 3 saatte giderek rekora koşmuş ( ki bu 3 saat, yolun yarısını arabayla, araba yolda kalınca diğer yarısını yürüyerek tamamlamış) bir insan olarak, hiç bu çileden bahsetmemiş olmam aslında ne kadar cool değil ne kadar üşengeç bir insan olduğumu gösterir.
yazar burada kendisiyle çelişir

zira o 3 saatlik kar çilesini iş ve çalışma aşkıyla yanıp tutuşan ben çektim...

neysse. hepsi geride kaldı derken, bu sabah yeniden karlı bir istanbul sabahına uyandık... bu sefer ne kadar şiddetli olur bilmiyorum. ama artık temkinli ve hazırlıklıyım.

hayatım normal seyrine döndü ya, bende bir körelme, bir yazma aşkının tükenmesi falan sözkonusu, sanat acıdan beslenir derlerdi de inanmazdım :P

moda dünyasının içindeyim ya artık her modasal boktan haberim oluyor. yurtdışı fuarları, yurtiçi fuarları defileler, feşyın vikler falan fişman hepsi benden sorulur artık.

amaaan yok bea hiç feşyınista olamıcam (vallahi ne demek onu da bilmiyorum ya) benim işim şipşak :D nerde fotosal bir mevzu var, simone orda... ama inanın feysbuk albümleri kar fotolarıyla yıkılırken. bu gariban fotocunun bir tane bile kar fotoğrafı yok :D bu seneki kar olayına ben nedense çok duyarsız kaldım.

halbuki ne hayallerim vardı benim karlarda yuvarlanıp, kar topu falan oynayacaktım. ama mübarek kar, pzts başlayıp cmts eridiği için hevesim kursağımda kaldı :( seneye inşallah...

işte kısa ve net kar maceram böyle benim :)

28 Ocak 2012 Cumartesi

hu huuuuu ben geldiiim :)


iş hayatı yazarlığımı sekteye uğrattı sayın okur... farkındayım size artık bişeyler aktaramıyorum. ama bilseniz bu süreçte, hem iş hayatına alışmakla hemde diğer başka problemlerle boğuştuğumu... zaten son 1 senedir burada ara ara isyan bayrağını çekip içimi döksem de, en deşarj olduğum, en iyi dostum olarak seçtim ben blogu... bazen hiçbişey olmamış gibi güldük eğlendik, yazdık, bazen ise ağladık iç döktük küfür ettik... ama artık mevsim normallerine dönme zamanı geldii...

ben dememişmiydim 2012 simone'nun yılı olacak diye... nihayet dualarım karşılığını buluyor yavaş yavaş... herşey normale dönüyor.. 1 senedir stand by olan hayatımızın artık play tuşuna basma zamanı geldi diye düşünüyorum...

herşeyi erteledim.. ama bundan sonra kim tutar beni ? :)

filmlere gelince... ben bi ara 50. izleyicime ulaştığımda o izleyiciye bir hediye vereceğimden bahsetmiştim ya hani, o hediye çoktaaan sahibine gitti... ve inanın bunu daha fazla izleyici toplamak adına yapmadım ben, sadece kutlama amaçlıydı.. zaten daha fazla seyirci için yapsam, diğer blog hediyelerinde olduğu gibi anasının nikahı kadar bir liste çıkarmam gerekiyordu sanırım.

yok altına yorum, yok blogunda duyur, yok twitter da anlat linkleri yolla, git muhtardan ikametgah al, yok nüfus cüzdanı süreti getir gibi şartlarım olmadı bu hediye için. işin raconu buydu heralde :D

hediye yola çıktığı an içimi bir neşe kapladı benim... :) ne güzel şey birini sevindirmek. hediye almayı herkes sever., ama emin olun hediye vermekte çok mutlu ediyor insanı :)

ben tekrar hediye vermek istiyorum. yine bir dvx olacak tabiki bu. bu sefer filmleri ben seçicem. benim en sevdiğim filmler'in olduğu beğeneceğinizi düşündüğüm bir dvx.

sorun bu hediyeyi kime vereceğimde :) bundan önceki talihlinin hediye olayından haberide yoktu. haberi olmadan 50. izleyici oldu ve eminim bu ona daha büyük süpriz olmuştur...

var mı fikri olan ?

kimseden bi fikir çıkmassa da benim bir b planım var :P

12 Ocak 2012 Perşembe

bi kere de bana çıksın arkadaş!

o kadar çekiliş neyin yapılıyor şu blog aleminde, daha bir çöp kazanabilmişliğim yok. :( şimdi sen gel de benim şanslı bir insan olduğumu söyle... şimdi bu hediye öyle böyle değil. aşağıda linkini veriyorum direk oradan bakın ben kelimelere dökemeyeceğim bunu. o nehire nazır jakuzide gece yatak niyetine yatabilecek kadar çok istiyorum :D neden mi ? çünkü tam 1,5 senedir tatil yüzü görmedim... tam 1 yıldır anamdan emdiğim süt burnumdan geldi, ve hep bunu sayıkladım. " acilen toparlanmalıyım, üstümden koca bir yük kalktı :P, bi kaç gün tatile çıkmalıyım, aklıma gelirse size yazarım" ahahahahh :D
ahanda linkimiz :

BEYAZ EV AĞVA

10 Ocak 2012 Salı

2 hafta oldu bilee

işe başlayalı yarın tam 2 hafta olacak... bugün oryantasyon eğitimi aldım. eğitimden çok, insanların neler yaparak para kazandıkları ilgimi çekti. sırayla tüm bölümleri gezdim bir "beyaz yakalı" olarak.

beyaz yaka diye tabir edilmek garibime gitti. şimdi ben beyaz yakalıysam bu yorulmadan terlemeden para kazandığım anlamına mı geliyor acaba ? zira diğer işçi sınıfı çok yoruluyor, acayip ter döküyor, kirin pasın tozun içinde boğuşuyor ve bu yüzden yakaları beyaz kalamıyor da ondan mı onlara "beyaz yakalı" denmiyor. amaaaan ne bilim işte.

ilk kez bir tekstil firmasında çalışıyorum. sanırım benm yaptığım işin güzel tarafı da hemen her sektörde bi şekilde çalışabiliyor olmam :P
dikimhane, kesimhane, modelhane ve sonu hane ile biten ne kadar bölüm varsa gezdim bugün. aslında benim pek alakam olan bölümler değiller. ama eğlenceli ve ilginç bir gezi oldu... mesela kesimhane denen yerde çok acayip makinalar vardı :D kocaman kocaman uzun masalar vardı... acayip keskin ve motorlu makaslar vardı falan filan işte :D bir de aksesuar bölümü vardı ki, kapısından girince kendimi kolyelerin küpelerin yüzüklerin içinde bir cennette bulacağımı sanıp heyecan yapmıştım, zira içeride düğmeden başka bişey yoktu :(
kocaman top top kumaşların olduğu bölüm de güzeldi. birde modelhanede kalıp nasıl çıkarılır onu gördüm. bilgisayarda bir programla yapılan her işe acayip ilgim var. yakında bilgisayarıma kalıp programı yüklersem şaşırmam.

biz "beyaz yakalılar" yinede bir makina ustası kadar işe yaramıyoruz onu farkettim ben...

2. haftamda bunlar oldu işte. bu arada haftasonuna 2 gün kaldı :D bütün hafta sonu dana gibi yatmayı planlıyorum... akşamda öküz gibi yiyip içip gezmeyi. ohhhh...

7 Ocak 2012 Cumartesi

hayatın saçmalıkları


- geçen gün burger king'den adamın biri tam 90 tl lik hamburger aldı... gözlerimle gördüm... hamburger yemek saçma değil ama hamburgere toplu verilen 90 tl çok saçma geldi o an...
- facebook'ta bir arkadaşım var benle yaşıt kendisi, yani 27 yaşında :) her ay profilindeki resim değişiyor... her ay başka bir beyle resmini koyuyor ilişkisini ilan ediyor... böyle arkadaşlarım var diye utanıyorum ama bir yandan da acaba "kasımda aşk başkadır" filminden mi ilham aldı diye düşünmüyor değilim...
- bazı akrabalarımı hiç sevmiyorum ve evlendiğimden beri onları daha az görüyorum diye çok mutluyum...
- bazen gereğinden fazla dürüst olabiliyorum :/ yani olmamam gereken yerlerde ve hatta lehime olabilecek durumlarda da... dürüstlükle salaklık arasındaki o ince çizgideyim...
- bir de facebook'a kısaca "face" diyenlere tahammül edemiyorum.. sebebi yok, öyle işte..
- yine burger king de aylar önce çalışan kasiyerleri müşteri önünde haşlayan müdürü geçen gün bizim buradaki burger kingde görünce " aa ben sizi tanıyorum, siz başka bir burger king de çalışanlarınızı gözümüzün önünde küçük düşürüyordunuz" diye afişe edip bu kez ben onu çalışanları önünde haşladım :D pişman değilim.
- bu aralar dilimin kemiği yok, vitrinde görüp beğendiğim bir ayakkabının fiyatını sormak için içeri girdim, 800 tl den 390 tl ye inmiş ! sebebi ise gerçek tay tüyünden yapılmış olması. tay veya at koyun gibi kırpılan bir hayvan olmadığına göre bu hayvan öldürülerek yapılmış olmalı, zaten adam öyle der demez başka modellere bakmaya başladım. bu hala bana övüp duruyor. yok tay olması sıcak tutarmış, yok su geçirmezmiş, yok eskimezmiş, adam övmekte ısrar edince dayanamayıp "beyefendi, yormayın kendinizi ben tay derisinden yapılmış bişey giymem" dedim..
- bazen kalabalık beni cazgırlaştırıyor, alabildiğine çaçaroz olabiliyorum bişeye karşı. bizim buralarda sokaklar dar. ve yaya için ayrılan kaldırım benzeri yerler de çok dar. bir yandan tel. konuşarak bir yandan kaldırımdan yürüyorum. tam önümde bir yaşlı amca birden duraksadı, meğer karşısından ona doğru gelen motorlu bir kurye varmış adamcağız ne yapacağını şaşırmış tabi. ben bu motorlu dangalağa resmen kükredim. " siz bu kaldırımdan giderseniz biz nereden yürüyeceğiz " diye ama adam neye uğradığını şaşırdı, burada çok karşılaşılan bişey bu, yolda araba trafiği sıkışık olunca motorlar hooop kaldırıma, dün de arkamdan gelen motorun sesini duyup ısrarla kenara çekilmeden tın tın yürümeye devam ettik, beni çekiştiren sevgili de şaşkın, normalde araçla aramda 200 metre varken koşarak uzaklaşırım ben. ama kaldırımdan giden hiçbir motorlu araca yol vermicem. nasıl onlar yayalara yol vermiyorsa.
- yeni iş yerimde binbir çeşit insan var, anlat anlat bitmez, ama sanırım en çeşit olanı bizim servisin görgüsüz şöförü. detaya girmicem şimdi :D ileride belki.
- günde belki 50 tane pantolon resmi çektim ve birsürü katalog inceledim. şu sonuca vardım ; boyfrıend jean denen olay, kadını olabildiğine çirkin gösteriyor.
- işyerinde internete girmek yasak değil, ama twitter facebook gibi siteler yasak. haber siteleri engelli değil ama yasak vs vs. saçma saçma işler işte.
- uzun süre evde oturduktan sonra erken kalkmaya alışmak biraz zor oluyor. sabahları zaten huysuz olan bir insanım sabah servise giderken karşıma çıkan insanları labut gibi devirmek istiyorum. neyseki işe varana kadar uykum açılıyor.
- cumartesi günümünde tatil olması beni acayp motive ediyor, öyle böyle değil.

artık daha nadir post giriyorum ama hala bu tempoya uyum sağlayamadım, hala bazı akşamlar eve gelip yemek yer yemez uyuya kalıyorum :( ama telafi edicem. valla bak ! :)