komşular etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
komşular etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Eylül 2011 Çarşamba

komşu fobisi


aslında düşündüm de komşuluk yapmaktan deli gibi korkuyorum... çocukluğumda yaşadığım travmalar buna sebep... hani hep derim ya, bir köyde büyüdüm ben diye, işte o köyde herkes birbirini tanırdı, bir tek bizim aile yabancıydı ilk zamanlar, ee tabi sıcakkanlı (!) komşu kadınların annemi çemberlerine almaları uzun sürmedi... annem terzi benim... haftanın neredeyse 5 günü dikiş kursuna giderdi, orada da edindiği bi takım arkadaşları vardı tabi, zamanla o köy büyüdü büyüdü kalabalıklaştı, hem zaten biz taşındığımız yıl belediye olmuştu, ama adı köy işte :)

neyse konu dağılmasın, 20 sene yaşadık orada. haliyle oranın yerlisi gibi olmuştuk, sokağa çıktığımda manava, bakkala, karakola, eczaneye, börekçiye, dondurmacıya selam vermekten, evin hemen 20 mt ilerisindeki minibüs durağına ulaşmam yarım saat sürüyordu... sokağa çıkıp eczaneye gitsem. akşama komşular gelip "hayırdır sizin evde hasta mı var ? bugün simone eczaneden aferin almış" gibi muhtemel sorulara maruz kalabiliyorduk... okuldan yorgun gelip çantamı fırlatıp şeker kız candy izlemeye oturduğum anda bi komşu çat kapı gelip, ben çizgi filmimi izlemeye çalışırken laklaklak annemle konuşmaya başladı mı heyheylerim tepeme çıkıyordu...
sanırım ben biraz keyfine düşkün bir insanım... öyle çok çatkapı misafir komşu vs seven biri değilim... kendimle ailemle kalmayı çok seviyorum... komşularla olan münasebet benm için merhaba dan öteye geçmemeli :D mesafeyi hep koruyorum... zira evde pijamalarımla otururken çat kapı biri geldiğinde bana " aaa sen daha yeni mi kalktın" demesinden hiç hazetmem... yeni kalktıysam kalktım kardeşim sanane yahu ! çok temkinli bir insanım ben... evim dağınıkken veya ben dağınıkken biri gelecek diye çok korkarım... kapımdan dışarı çıktığımda kimseye hesap vermek istemem... komşunun bana "hayırdır nereye böyle" demesine de acayp kıl olurum. evimin etrafında görünmeyen bir kalkan var ve kimse o kalkan dan içeri geçsin istemem... bana misafir gelecekse mutlaka önceden haber vermeli... hayatım hep tedbirli planlı geçiyor benim... bir misafir gelecek diye kocamla veya ailemle yaptığım plandan asla caymam... işim var derim, kabul etmem... emirvakileri sevmem...

bu demek değil ki misafir sevmeyen bir insanım... aslaaa ! çok severim misafiri aksine... ama davetsiz olanı değil... :) önceden haber versin canımı yesin... :)

çocukken yoğun komşu trafiğinden dolayı belkide böyle bir fobim gelişti :P bu gün evde otururken dışarıdan biri sanki benim adımı sesleniyor gibi geldi ve o an bütün tüylerim ürperdi... sonra da burada beni kimsenin tanımadığını hatırlayıp rahatladım :D

annem bile bu huyumdan dolayı habersiz gelmez bana :)

(bu arada annem 3 haftadır bursadaydı onu çok özledim dün istanbul'a döndü şükür, yarın gayet habersiz çat kapı gidip hasret gidericem ) :)

11 Kasım 2010 Perşembe

ilginç komşular part2


garip eğlenceli yorucu bir gündü :) ahahah hala aklıma geldikçe gülüyorum hatta kahkaha atıyorum... 

herşeye böyle gülebilen biri değilim. yani, aslında gülerim fakat daha çok durum komedilerine... 

sabah erken saatte saçma bir telefonla uyandım.. aslında bu telefon yüzünden gergin başladı gün... 

sinirlenince mutlu olunca üzülünce ve yalnız kalınca yemeden içmeden kesiliyorum... :D hatta yemekle alakalı ciddi problemlerim vardı yakın zamana kadar, hala tamamını aşabilmiş değilim... şimdi bu telefonla çook erken uyanmama rağmen öğlen 12 ye kadar hiçbişi yemedim yine.. genelde zaten yalnızken yiyemiyorum... akasya durağını izlerken (ki sinirden sadece ekrana bakıyordum) yine telefon çaldı.. bu kez annem aradı, gelmiyormusun dedi. teyzem istanbul dışında yaşıyor şuan annemlerde ve onu görmeye gideceğimi söylemiştim ama sabahki sinirden unutmuşum..

aslında sinirlerim bozulduğu için gitmek istemedim ''yarın gelsem olmazmı anne'' dedim 

''teyzen yarın dönecek, hem sana diktiğim elbisenin provasını yapacaktık'' dedi...

oflaya poflaya tamam peki gelirim deyip kapadım telefonu, üşendim çünkü 2 saat yol çekecek durumda deildim

2 dk geçti geçmedi annem tekrar aradı. '' neyse sen gelme biz geliyoruz hem teyzen kızlara biraz alışveriş yapacakmış'' dedi 

dışarıda buluştuk kuzenlere bişiler aldık, eve döndük açlıktan biitap düşmüş vaziyette... tabi ben onlarla can sıkıntımı unuttum, eve dönüncede tıka basa yemek yedik.. ee sonra teyzem en büyük kuzenimi aradı bedenini sordu ve aldığı elbisenin ona olmayacağını anladı tekrar çıktık elbiseyi değiştirdik, onlar tekrar yola koyuldular bende eve doğru yürürken, sevgili aradı ben geliyorum 15 dk sonra ordayım demezmiii :D aman allahım ne hızlı yaşıyorum günü !!!

evin sokağına doğru yol aldım tam sokağın başında bir kedi sürüsü apartmanın birinin camına bakıyor... 1. katta camda bi teyze yanında da camda oturan bi kedi daha...

-hayırdır inşallah diye bakınırken... teyze ''bu aç kurtlar bizim kızın peşinde'' (kedisinden bahsediyor) dedi bozuk türkçesiyle, enteresan ismi olan teyzenin ben ermeni veyahut rum yada işte ne deniyorsa ondan olduğunu anladım... biz böyle kedilerle alakalı koyu bir muhabbete daldık teyzeyle o esnada sevgili geldi... o da katıldı bize, konumuz kediler...

önceleri gayet masumane ve sakin başlayan konuşmamız, benim geçen gün bizim sokakta terkedilmiş bir iran kedisi gördüğümü söylememle şiddetlendi...

camdaki teyze:

ahh ben o yavrunun hayatını kurtardım, allllllllaaahhh belalarını versin onların (bunu söylerken çapraz apartmana bakıyordu sevgilide bende gayri ihtiyari dönüp baktık)

allllaahh onların belalarını versin almışlar yavruyu doğuştan gözü kör diye atmışlar sokağa, kaptım veterinere götürdüm, allaaaaaaaaaaaahh belalarını versin püüüüüüü....

ben:

kim atmıış? (apartmanı işaret ederek) buralardan birimi?

camdaki teyze:

yooo.. bilmemki kim atmış !

..... eh be teyzecim madem bilmiyosun niye çapraz apartmana bela okuyorsun.... :)

neyse,, sonuç olarak yavrucuğun kurtulmasına çok sevindim... kedileri bi ayrı sevdiğimi hep sölerim ya, günlerce aklımdan çıkmamıştı o bebik :(

bir kere görmüş ve bir dahada göremeyince öldüğünü bile düşünmüştüm, neyseki kurtulmuş :)

sonra teyze evde 2 tane daha kedisi olduğunu, camdaki ile toplam 3 adet kediye baktığını söyledi, arada kafasını içeri çevirip içeride olduğunu varsaydığımız ve göremediğimiz kedilere kızdı uslu dursunlar diye...

artık tam teyzeye iyi akşamlar deyip oradan ayrılacaktıkki akrobatik bir hareketle içerideki kedilerden biri teyzenin sırtına hopladı

camdaki teyze:

ahahaha bakın işte geldi masaj yapıyor sırtımaa ahaha.. oyyy benim koca t*şş*klı oğlum !!!!

!!!!!!!!!!!!!!!

işte benim içimde patlayan kahkahamın sebebi.. benim buraya yazmaya utandığım kelimeyi teyze öylesine uluorta ve ilk kez tanıdığı insanlar karşısında (üstelikde biri erkek) o kadar rahat dile getirmişti ki... :D eve geldik güldüm güldüm güldüm..... :D hala gülmekteyimde...:D

.....................

bu akşam yemekteyize öyle göz atarken barbaros şansalın evindeki köpekleri tanıdım... ehuheu şaka gibi ama o ön ayaklarından biri olmayan 2 köpeği ben 2 hafta önce kabataş sahilinde gezdirilirken görmüş ve hallerine çok üzülmüştüm, evet tanıdım çünkü biri siyah diğeri karamel rengi biri dik kulaklı diğeri küçük bir cinsin kırması olan ve her ikisininde ön ayaklarından biri olmayan kaç köpek var ki...

vay anasını bir gördüğüm insanı bir daha unutmam diye övünürken şimdi bir meziyetim daha çıktıı :D

bir gördüğüm hayvanı bir daha unutmamm :)

8 Kasım 2010 Pazartesi

ilginç komşular...

enteresan bir mahallede oturuyoruz.. şöyleki nerelisinden önce hangi dindensin diye soran insanlar mevcut :)

istanbul'un en eski semtlerinden biri bu sebeple binalar birbirine fazla yakın ve iç içe, evimizin en arka odası (gaz odası) birçok ev ile aynı boşluğa bakıyor.bu sebeple seslerde çok net duyuluyor.. eskiden sevgilinin tek başına yaşadığı bu evde şimdi beraberiz... daha önceleri o yalnızken, bir gün gaz odamızda cam açık otururken yüksek sesle tek taraflı konuşan bir erkek sesi duymuş ve gözlerim pörtlemişti... sevgili 'korktunmu?' dedi halimden anlaşılıyormuş belliki...

evet korkmuştum ama korkulmayacak gibi deildiki... adam sanki karşısında bizim görmediğimiz biri var gibi gayet mantıklı ve yüksek sesle balkona çıkmış bişeyler anlatıyor... :S

yazık kimbilir aklını neden yitirmiş.. arada dışarı alışverişle çıktığımda sokakta karşılaşıyoruz... oda alışverişten dönüyor.. aslında gören gayet düzgün bir insan olduğunu düşünür.. her zaman traşlı düzgün giyimli, elinde ekmek poşeti yürüyor.. ama sokakta bile sürekli bişiler anlatmaya devam ediyor... neyseki başlarda korksamda alıştım bu duruma.. şimdi sadece başım şişiyor.. şuan ben bunları yazarken o arkadan nutuk atıyor... bu sebeple kafam accuk karıştı :)

he birde sürekli 90'lı yılların şarkılarını dinleyen biri var... ne dinlerse dinlesin ama bizide dinlemek zorunda bırakmıyormu, deli oluyorum... son sesle 90'ların pop şarkılarını (yerli yabancı) dinlemekten bıktım...  neden 90'lar onuda anlamış değilim... mesela en son titanic filminin soundtrack'i my heart will go on açlıyordu.. camdan dışarı bağırmak geldi içimden....

- hoooop hemşerim o şarkının modası geçti, hatta bilmem farkındamısın kadın yaşlandı, ricky martin gay olduğunu itiraf etti, bill clinton artık  abd başkanı değil, harun kolçak saçlarını kestirdi......... vs vs...

adam o yıllarda kalmış ona yeni dünyayı tanıtmalı... :)