16 Ocak 2013 Çarşamba

RED LİGHTS (MEDYUM)

bu ara kafam çok dolu... sürekli birşeyler planlıyorum içeride :)  şimdilik sır...

havalar malumunuz tam battaniye altına girip, koca bir kase patlamış mısırı alıp film izleme havası. ama biz bu zamanı çalışarak değerlendiriyoruz...

film izlemek te hafta sonuna kalıyor....

geçen hafta Robert De Niro'nun yeni filmini izledik.

 
film, kendini, medyumların ya da medyum olduğunu söyleyerek insanların duygularını sömürenlerin foyalarını ortaya çıkarmaya adamış bir emekli doktorun ve onun asistanının hikayesini anlatıyor...
margaret ve tom medyumluk yaptığını ve psişik olduğunu iddia eden insanları seans esnasında gözlemler ve hangi hileleri yaptıklarını okulda ders olarak öğrencilerine aktarır

 

dünyanın konuştuğu ünlü bir medyum olan Simon Silver  30 yıl aradan sonra sahnelere geri döner, Tom çok ısrar etse de Margaret, Silver'ın hilelerini ortaya çıkarmaya yanaşmaz

 

çünkü margaret yıllar önce bunu denemiş ama büyük bir şok yaşamıştır... silver onu en hassas noktasından yakalamıştır... margaret tekrar korkularıyla yüzleşmek istemez. fakat Tom, ısrarla silver'ı da incelemek ister... en sonunda tek başına bu yola çıkar...



fakat Tom bu uğurda başına geleceklerden habersizdir... 

süpriz sonlu, seyirciyi şaşırtan "red lights" beyaz perde de beklenen etkiyi yarattı mı bilmem ama, benim beklentimin biraz altında kaldı...
gerçekten değişik ve özgün bir senaryo izleyeceğimi düşünmüştüm fakat filmde yer yer "prestij" etkileri görmedim değil :) 

yine de robert de niro'nun hatrına izlenir... 

ha bir de, İnception ve benzeri bir çok ünlü filmin yönetmeni Cristopher Nolan'ın çoğu filminde ufakta olsa yer verdiğini düşündüğüm Cillian Murphy (Tom) var...
kendisini ilk kez, en sevdiğim zombi filmi olan "28 days later" başrolünde izlemiş ve hayran olmuştum. değişik yüz hatları ve sürekli ağlamak üzere gibi bakan gözleriyle favori aktörlerimdendir :)

7 Ocak 2013 Pazartesi

ce eeeee :)



simone istanbuldan bildiriyor; an itibariyle durum fotodaki gibidir.

21 Aralık 2012 Cuma

let's fall in love



bu aralar filmler yerine film müziklerini paylaşıyorum... affedin :) ama güzel şarkılar paylaşıyorum kabul edin :P

bir önceki de bu da De-Lovely filminden arak :D

hadi bu da cuma şarkısı olsun madem... mutlu hafta sonları :)

20 Aralık 2012 Perşembe

Robbie Williams- It's De-Lovely




ne güzel de kar yağıyor dışarıda, her yer bembeyaz olmuş :) evde bir şömineniz olduğunu ve radyoda da bu şarkının çaldığını hayal edin... eminim sizin de benim gibi içinizi bir huzur kaplayacak... en azından şuan içinde bulunduğumuz ofis ortamından uzaklaşacağız :)

19 Aralık 2012 Çarşamba

Please God !

 

veeee bir yılın daha sonuna geldik sayın bilokseverler

geçen yıl isteklerimi bir mim ile 12 adet olmak üzere yazmıştım... 

ve istediklerimin büyük bir çoğunluğu, (özellikle de en çok istediğim) hemen yazıyı yazmamın ertesinde o hafta gerçekleşmişti... daha 2012 bile olmadan :)

bu yıl öyle uzun bir liste oluşturmayacağım... sağlıktan ve huzurdan sonra istediğim tek bir şey var çünkü...

2013'e girmeden gerçekleşmesi zor görünüyor bu kez...
gerçekleşir gerçekleşmez ilk buraya yazacağıma söz veriyorum :)

bunun dışında;
 hepinize,
bu yıl isteyipte gerçekleşmeyen ve ya önümüzdeki yıldan beklediğiniz ne varsa olması dileğiyle, sağlıklı, bol kazançlı, huzurlu ve yüzünüzden gülücüklerin hiç eksik olmadığı bir yıl diliyorum...





7 Aralık 2012 Cuma

kasım bitmiş ya la !

ekim den sonra kasım nasıl geçti anlamadım... bunun sebebi bizim hane için grip ayı olması olabilir... önce sevgilim grip oldu, 2 gün boyunca ona iyi geleceğini düşündüğüm ne varsa yaptım... sebzeli tavuk haşlama , kemik suyuna çorba, balık, bol meyve ve sıcacık ıhlamurlar onu 2 günde ayağa kaldırdı... ama aradan 3 gün geçmeden bu sefer ben yatağa düştüm ehehe... sanki şeytan ondan çıkıp benim bünyeye girmiş gibi oldu ! (çok mu film izliyorum nedir ? :P )

maalesef benimki onun kadar hafif geçmedi :) tam 1 hafta hastalıkla mücadele ettim diyebilirim... bu kez görev sevgiliye düştü, o da elinden geleni yaptı ama :)

bu sebeple kasım fotoğraflarından pek malzeme çıkmayacak :)


bu çiçekler öyle baş aşağı kurutulunca bozulmuyorlarmış :P 
canım sevgilim ona hastayken baktım diye bana böyle güzel çiçekler alıp getirmiş... oysa demiştik ya hastalıkta ve sağlıkta diye... sevgilimmm sen yeter ki iyi ol :)


ben hasta olunca...
hastalığın ilk günü işyerinde duramayınca  izin alıp eve gittim yalnız başıma uzattım ayaklarımı hastalık keyfi yaptım... vitamin ve ilaç desteği ile (nutella yine başrolde)


ama sonraki günler durum o kadar  iç açıcı değildi, ertesi sabah yataktan kalkamayınca sevgilinin getirdiği ıhlamurla ayılmaya çalıştım... 
başucu kitabım, not defterim, ıhlamur, buruşturulmuş kağıt mendiller ve dijital derece hastalığı özetliyor sanırım...


balık bizim evden hiç eksik olmaz. ben çocukken babam kasayla balık getirirdi, bilmediğim, tatmadığım balık cinsi yoktur benim... ee bir de karadenizli kocayla evlenince durum değişmedi... haftanın 2 günü mutlaka balık yeriz biz... ama sanmayın ki körü körüne bilinçsizce tüketiyoruz... mesela şu yukarıda görmüş olduğunuz çinekop'ların 20 cm den kısa olmaması gerektiğini biliyor ve alırken bu ayrıntıya dikkat ediyoruz... greenpeace kampanyasının bu bilinçlenmeye katkısı tabii ki tartışılmaz
annem bile aldığı balıkları mezure ile ölçüyormuş :)
"biraz gözüne küçük gelmişler" ama neyseki bikaç tanesi hariç hiçbiri sınırın altında değilmiş :)


nutella yine başrolde :) şirkette bilgisayarımın hemen yanında duruyor- du geçen ay müthiş tatlı tükettim tabi bana kilo olarak geri döndü... ilk iş pazartesi rejime başlıyorum :P


örgü örmeyi çok seviyorum... terapi gibi geliyor bana, bu yukarıdakini evdeki artık iplerden örüyorum... hem ipleri değerlendirmiş oluyorum.. hemde bitince böyle rengarenk ve güzel bir örtüm olacak :)



twitter daki tepeden moda etiketini çok sevdim... kendimce eğleniyorum işte aklıma geldikçe çekip oraya yüklüyorum :)


ve son fotoğrafı bebeğime ayırdım... benim iş arkadaşım, biricik dostum canon'um... size güzel bir haftasonu diler :)

ödül mü, ceza mı ??

sevsem mi , nefret mi etsem bilemediğim şarkıcı Björk'e ülkesi olan İzlanda hükümeti tarafından ülkenin tanıtımında katkıda bulunduğu için armağan ettikleri evi görünce aynen başlıkta ki şeyi düşündüm....

izlanda

deniz ortasında garip bir ada ve....

ada-resimleri

tek başına bir ev....

izlanda-otel

bana hediye edilse çok mutlu olamazdım kanımca... insan bu evde kendini dünyanın ucunda gibi hissedebilir....

iyi de hissedebilir ... ama sanırım ben çok tırsardım :/