hastalık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hastalık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Aralık 2012 Cuma

kasım bitmiş ya la !

ekim den sonra kasım nasıl geçti anlamadım... bunun sebebi bizim hane için grip ayı olması olabilir... önce sevgilim grip oldu, 2 gün boyunca ona iyi geleceğini düşündüğüm ne varsa yaptım... sebzeli tavuk haşlama , kemik suyuna çorba, balık, bol meyve ve sıcacık ıhlamurlar onu 2 günde ayağa kaldırdı... ama aradan 3 gün geçmeden bu sefer ben yatağa düştüm ehehe... sanki şeytan ondan çıkıp benim bünyeye girmiş gibi oldu ! (çok mu film izliyorum nedir ? :P )

maalesef benimki onun kadar hafif geçmedi :) tam 1 hafta hastalıkla mücadele ettim diyebilirim... bu kez görev sevgiliye düştü, o da elinden geleni yaptı ama :)

bu sebeple kasım fotoğraflarından pek malzeme çıkmayacak :)


bu çiçekler öyle baş aşağı kurutulunca bozulmuyorlarmış :P 
canım sevgilim ona hastayken baktım diye bana böyle güzel çiçekler alıp getirmiş... oysa demiştik ya hastalıkta ve sağlıkta diye... sevgilimmm sen yeter ki iyi ol :)


ben hasta olunca...
hastalığın ilk günü işyerinde duramayınca  izin alıp eve gittim yalnız başıma uzattım ayaklarımı hastalık keyfi yaptım... vitamin ve ilaç desteği ile (nutella yine başrolde)


ama sonraki günler durum o kadar  iç açıcı değildi, ertesi sabah yataktan kalkamayınca sevgilinin getirdiği ıhlamurla ayılmaya çalıştım... 
başucu kitabım, not defterim, ıhlamur, buruşturulmuş kağıt mendiller ve dijital derece hastalığı özetliyor sanırım...


balık bizim evden hiç eksik olmaz. ben çocukken babam kasayla balık getirirdi, bilmediğim, tatmadığım balık cinsi yoktur benim... ee bir de karadenizli kocayla evlenince durum değişmedi... haftanın 2 günü mutlaka balık yeriz biz... ama sanmayın ki körü körüne bilinçsizce tüketiyoruz... mesela şu yukarıda görmüş olduğunuz çinekop'ların 20 cm den kısa olmaması gerektiğini biliyor ve alırken bu ayrıntıya dikkat ediyoruz... greenpeace kampanyasının bu bilinçlenmeye katkısı tabii ki tartışılmaz
annem bile aldığı balıkları mezure ile ölçüyormuş :)
"biraz gözüne küçük gelmişler" ama neyseki bikaç tanesi hariç hiçbiri sınırın altında değilmiş :)


nutella yine başrolde :) şirkette bilgisayarımın hemen yanında duruyor- du geçen ay müthiş tatlı tükettim tabi bana kilo olarak geri döndü... ilk iş pazartesi rejime başlıyorum :P


örgü örmeyi çok seviyorum... terapi gibi geliyor bana, bu yukarıdakini evdeki artık iplerden örüyorum... hem ipleri değerlendirmiş oluyorum.. hemde bitince böyle rengarenk ve güzel bir örtüm olacak :)



twitter daki tepeden moda etiketini çok sevdim... kendimce eğleniyorum işte aklıma geldikçe çekip oraya yüklüyorum :)


ve son fotoğrafı bebeğime ayırdım... benim iş arkadaşım, biricik dostum canon'um... size güzel bir haftasonu diler :)

20 Aralık 2011 Salı

meme kanseri denen hadise

bu günlerde çok fazla karşılaşıyoruz bu problemle. Vahide Gördüm'den sonra yine aynı dizinin oyuncusu Deniz Uğur'a da aynı teşhis konulmuş.

ailemde, halam meme kanseri, yine babamın kuzeni meme kanseriydi. bu kötü tesadüfler bu konuya olan hassasiyetimi bir kat daha arttırıyor.

ben daha 23 yaşındayken göğsümde elime gelen bir kitle olduğunu farkettim ve hemen randevu alıp doktora gittim.. amacım mamografi çektirmekti fakat o zamanlar bu konuyla alakalı çok az şey bildiğimden, mamografinin de benim yaşımda birine çekilmeyeceğini bilmiyordum tabi.. bir ultrason muayenesinden sonra, kitlelerin fibrokistler olduğu tespit edildi. içim rahatladı mı ? hayır! çünkü, aile geçmişimde bu hastalık ne yazıkki var.

düzenli muayene olmam gerektiğini biliyordum ama ihmaller, hayat şartları ve bizim topluma has, hasta olmadan doktora gitmeme durumu hep engel oldu...

ama bu arada bazı doktor görüşmelerim oldu.

hastalıkla alakalı sürekli araştırdım öğrendim...

benim içimi rahatlatan durumlardan biri de meme kanseri geçmişinin baba dan değil anneden geçiyor olması ve çok şükür ki annem tarafından hiçkimsede böyle kötü hastalıkların olmaması. tabi bunun yanında bu risk altında olmadığımız anlamına gelmiyor.

burada yapılması gereken, düzenli olarak bir genel cerraha meme muayenesi olmak, ve 35 yaş (sanırım) sonrasındaysanız mamografi çektirmek.

bunun dışında meme kanserini önleyen sebzelerin başını brokoli çekiyor. ha brokolinin kilosunun 10 tl olduğu düşünülürse, doktor muayenesi bile daha ucuza geliyor...

bu hastalığın erken teşhis sonucu tedavisi mümkün, bu sebeple ihmal edilmemeli. internette bir çok sitede kendi kendinize elle muayenenin nasıl yapıldığıda anlatılıyor, fakat her kitleyi kanserli doku sanıp paniğe kapılmayın, siz muayenenizi yapın son sözü doktor söylesin...
sağlık dolu günler hepimizin olsun.

24 Kasım 2011 Perşembe

zavallı açlık sınırındaki ben !


sanırım artık iyileştim...
yani sabahları konuşunca ses tellerimden çıkan çift ve çatlak sesi saymazsak pek bir şeyim kalmadı.
hastalıkla beraber sigarayı da bıraktım... aslında sigara içmem yıllardır yasak, ara ara bıraktım 1 sene 1 buçuk sene gibi aralar verdim ama istikrarı yakalayamadım... bu kez bırakmış olmak için bırakmadım aslında, hastayken içtiğim sigaranın dumanının nereme gittiğini hissedemeyince ve ağzımın içinde genzimde yanık bir tat bırakınca içemeyeceğimi anladım... sonra 1, 2, 3, 4 gün derken "bir daha içmiim ben bu zıkkımı" diye bi karar aldım kendi kendime. bu gün 10. gün oldu. içersem ayıp olacak artık.

anneme sigarayı bıraktığımı söylemedim, ben hastayken ziyaretime geldi hiç içmedim ama farketmedi bile, sanırım hasta olduğum için içmediğimi sandı.

en yakın arkadaşıma da söylemedim, en yakın arkadaşım sigara içmiyor, sigaradan nefret ediyor hatta o, kola, çay, alkol bile içmiyor. o halde çayın tiryakisi ve alkol de kullanan biri olarak nasıl hala en yakın arkadaşım olduğuna inanamıyorum :D

bakın aklıma ne geldi, ben taaa bekarken arkadaşlarımla buluşup bazen bikaç bira içerdik nevizade de ve çoğu zaman dönüşte ona giderdim, genelde eve yetiştiğimde çok sıkışmış olur ve zile basıp merdivenlere otururdum. o kapıyı açtığında beni merdivenlerde otururken görünce "yine mi içtin seeeennn" diye bana alkolik koca muamelesi yapardı... asla hiçbir zaman o kadar alkolik olmadım ben. kendisi hayatı boyunca 1 kadeh bile içmediği için ona 2 bira alkolik olmaya yetecek ölçüde gelirdi hep :)

neyse, ne anlatıyordum ben... sigarayı bıraktım evet...

hayatım boyunca (ergenlik dönemimde çok kısa bi süre hariç) hep 55 ile 58 kilo arasında gidip geldim. 58 kilo size çok gelmesin şimdi benim boyum 1.78 yani 58 kilo iken bile 36-38 beden aralığındayım. ve 55 kilo olduğum zamanlar ise aynı afrikalı somalili çocuklar gibi kemiklerim sayıldı, insanların acıyarak baktığı, her gördüğünde bi değişiklik olmamasına rağmen "aa sen yine mi zayıfladın" dediği biri oldum... aslında ben aynaya bakınca yinede hep kocaman bir popo görüyordum, kalın bacaklar görüyordum. vs vs... ama yinede etki altında kalıp kilo almaya çabalıyor ve bırakın kiloyu gram bile alamıyordum...

hayat boyu tek öğünle beslenebilirdim, açlık hissetmezdim. bana ne olduysa hastayken oldu arkadaş... daha 2 gün önce sigarayı bıraktım diye "yaa simonecim bende bırakıcam ama kilo alırım diye korkuyorum" diyen arkadaşıma "aa valla hiç kilo falan almadım ben. hatta ne zaman sigarayı bıraksam daha çok kilo veriyorum" demiştim... bu kız bana ah mı etti naptı, şimdi her akşam "çikolata yemesse ölecek" hastalığına yakalanmış gibi çikolata krizine giriyorum. yemek masasından kalkıyorum çayla ıvır zıvır yiyorum çay bitio meyve, meyve bitio yine ıvır zıvır, her akşam 1 adet o kocaman kare ülker çikolatadan yemessem gece uykularım kaçıyor... ne oluyor böyle anlamıyorum... şuan tüm bu yazıları yazarken aklımda olan tek şey üstü yoğurtlu makarna :S

bu durumdan şikayetçi değilim henüz. bak henüz diorum çünkü böyle giderse sürekli kilo alır alır ve stüdyodan bozma evimize sığamayabilirim :/ yıllarca kilo almak için atmadığım takla kalmadı ama şimdi sigarayı bırakınca birden iştahım açıldı :/ işin kötüsü "asla sigara bırakmak kilo aldırmaz" diye referans olduğum arkadaşım bu yazdıklarımı okursa ayvayı o zaman yicem :/

dün gece yatmadan önce tartılayım dedim, gözlerim yuvalarından fırlayacaktı. 60.4 kilo gösteriyordu, sabah kalkıp tekrar çıktım tartıya bu kez 58.6 gösteriyor ? yani uyurken neredeyse 2 kiloya yakın kaybetmişim :D böyle saçmalık olur mu ? hayır hayır tartıldıktan sonra tuvalete falan da girmedim, sadece uyudum yahu... çok garip geldi bana. bu olayı test etmek için bu gece ve yarın sabah tekrar tartılacağım... hedefim 63 kilo. eğer 63 kilo olusam ve o kiloda sabit kalabilirsem daha sağlıklı görüneceğim.

geçen yaz internette bi kilo kontrolü sitesi buldum, kilonuzu ve boyunuzu yazıyorsunuz size olmanız gereken kiloyu söylüyor.. oraya boyumu ve kilomu yazınca kırmızı bir yazı yanıp sönmeye başladı "açlık sınırındasınız, derhal bir uzmana başvurun" :) gülsem mi ağlasam mı bilemedim... olmam gereken kilo ise 70 küsür civarı bişeymiş... :D yani benim bir dev olmamı istiyordu site, ama ben 63 kiloyu kafi buluyorum...

15 Kasım 2011 Salı

oy anam oyyyy

akşam aktardan kuşburnu ve zencefil aldık sevgiliyle.

kuşburnu tek başına zencefil ise ıhlamurla kaynatılacak. akşam yemeğinden sonra kuşburnunu kaynattım, kekremsi bir tadı oldu, 1 fincandan fazla dayanamadım eziyetine. şimdi zencefil ve ıhlamuru kaynatıyorum... neden normalde marketten alıp, yiyip içtiğimiz şeylerin orjinalini alınca tadı asla benzemiyor ? mesela ıhlamurun da hazır olanını sevmiyorum ben...

eczaneden de soğuk algınlığı ilacı ve burun spreyi aldık onları daha kullanmadım... yani uzun lafın kısası ben, 2 yıl aradan sonra ilk kez şifayı kaptım.

durumum iyi, yani ayakta duramayacak halde değilim, ama burnumun yanması ve sürekli gıdıklanması beni deli ediyor...

hasta olunca canım çok afilli şeyler istiyor, mesela milkshake !

aktardan ve eczaneden sonra milkshake almaya gittik, çilekli istedik makinada arıza varmış, adam "vanilyalı ister misiniz" diye sordu ben "tamam" dedim, sevgili, "çikolatalı olsun" dedi. vay anan baban ! çikolatalı da bozukmuş iyi mi ? içmeseydikte olurdu aslında ama illa ki içecez, ona da razı olduk... ve zaten hasta olan ben, kocaman bir milkshake'i soğuk demeden lüüüüp diye bitirdim...

eğer bunun neticesinde, hastalığım iyiye giderse insanlara hastayken milkshake içmelerini önerebilirim ...

aslında ben size ne diyecektim nereye geldi konu, bir film anlatıcam size ama görüldüğü gibi kafam hastalıktan mütevellit bi hayli karışık, zırvalayıp duruyorum... toparlayayım, anlatıcam.. söz...

13 Temmuz 2011 Çarşamba

burada neler oluyor ?


sıcaklar, sevgili annemi ağlatırken, bir yandan ishal bir yandan alerjiyle boğuşuyorum... cırcır olmamın sebebi geçen gece sahilde sipariş verdiğimiz 400 adet midye olabilir ama yaz günü alerji hangi hayra alamet onu kestiremiyorum...
neyse ki erteleye erteleye, zaman zaman astım ilaçları kullandırılaraktan türk doktorlarının kobayı olmak zorunda kalaraktan.. bu zamana kadar gecikmiş bir alerji testim var... tarihi 29 temmuz. bu tarihi bana veren doktora gideli 2 ay oldu... o zaman çook uzak gelmişti, hatta ve hatta alerjim o tarihe dek sürmez bile demiştim ama yanılmışım . hele ki şu ara tavan yaptı...
bunun dışında işler fena boka sardı... biraz gergin ve sinirliyim bu ara, hani bir salon açmıştım ya ben... baya zormuş bu işler.. neyse detaya girmeye gerek yok herşey yoluna girecek öyle ümit ediyorum... e yoluna girmesse de aziz yıldırım'ın yanından size kart atarım artık :) sizde bana temiz çamaşır, sigara falan getirirsiniz görüş günlerinde... (bugünlerin geyiği bu aramızda)
off öyle abuk rüyalar gördüm ki... neresinden tutup anlatsam bilemiorum... tek hatırladığım birilerinden kaçtığım ve elimde bir köpek tasması, tasmada da bir fino olduğu... köpek pitbull olsa daha havalı olacaaadı sanki... işte iç dünyamın dışa yansımalarını görüyorsunuz, oturup anlatmama gerek var mı... kafam çok youn, ne size ne kendime ne de tam olarak hiçbir şeye konsantre olamıyorum... halbuki benm şuanda ayvalıkta olmam gerekiyordu :( perşembe günüde ayvalık pazarından zeytin vs aldıktan sonra cafe karamel de oturup zencefilli kurabiye ve çay içmem gerekiordu... şimdi bekliyorlardır beni :( hem ben bekletmeyi hiç sevmem...

bak olmadı yine gece vakti damara bağladım... uykumda geldi zaten... blogu kötü emellerim için kullanmaya başladım... amaç neydi ne oldu... bu akşam izlediğim filmi anlatacaktım.. neyse yarına kalsın... iyi geceler... iyi uykular... belki uslu olursam rüyamda bu kez şirinleri görürüm falan... uyudum ben...



2 Haziran 2011 Perşembe

hastaneler ve nur yerlitaş vak'ası

merhaba sayın okuuur... pek sık görüşemiyoruz bu ara... ama çok yoğun işlerim vardı... bi kere 2 gündür doktor doktor geziyorum yarında bi posta gidicem... uzun zamandır yaptırmayı ihmal ettiğim alerji testimi artık yaptırayım dedim. bu aylar simone'nin alerji ayları... ama haziran sonu gibi geçer... fakat bana verilen alerji test tarihi 29 temmuz :) ne kadarr müthiş değil mi ? zaten benm şikayetlerim en aza inmiş olacak ve alerji için bir tedavi uygulansa dahi faydasını görüyor muyum anlamayacağım :) neyse buna da şükür... geçen yıl boşu boşuna kullandığım astım ilaçları ve fısfıslardan sonra, doktorun bana göz boyamak için yazdığı ilaçlarında bi etkisi olmayacağını biliyorum...
hastaneler malzemesi bol yerler... orada çeşit çeşit insanlar görebiliyorum ve insanlar esas gerçek yüzlerini hastanede gösteriyorlar :D yahu adamlar bir randevu sistemi yapmışlar değilmi sırası gelenin adı panoda yazıyor aynı banka gibi... bu da yetmiyor içeriden bas bas bağırıyor sekreter kız.
ama sıranın hep en önünde durmayı görev edinmiş türk insanı yine iş başında... panoda isminizi görüp, sekreterin seslendiğini duysanız dahi, büyük bir kalabalığı yararak, birilerini maalesef ittirip kaktırarak içeri girebiliyorsunuz... buda yetmiyor arada kalabalık içeri kadar sızıyor ve her seferinde sekreter tarafından uyarılmalarına rağmen 2 dk lık hizadan sonra bu kısır döndü dönüp duruyor...
neticede tüm bu hengamede muayene olabilmek, gerçekten büyük başarıydı ve ben oldum...
şimdi neticeleri öğrenebilmek için 2 ay beklemek zorundayım... çok sevinmemek lazım demekkiiii :)

tv de "bugün ne giysem" diye bir program var... o Nur Yerlitaş'ın kasım kasım kasılan halini tavrını hiç çözemedim ki ben... onun yaptığı işi benm anamda yapıyor, hemde daha iyisini.. ama ortada Bülent Ersoy gibi dolaşmıyor ... alt tarafı terzisin be kadın ! neyse onu geçelim Ivana Sert'inde anlayamadığım bir çekiciliği var... kendimden utanıyorum ama türkçe'yi yarım yamalak konuşan bu kadınlar nedense çok sevimli görünüyor gözüme... programa katılan tüm yarışmacılar butik açma derdinde, hepsi tasarımcı anasını satiim... dikiş makinasıyla bir düz kumaşı 2 yanında birleştiren herkes tasarımcıyım diye kendini podyuma atmış...

bu aralar bişilerle uğraşıyorum, yakında patlatırım bombayı... hayır hayır korkmayın tasarım falan yapmıyorum... :) şimdi biraz yoğun bi döneme giriyorum... hindistan'a gidicem arınıcam falan :P kesinleşsin anlatıcam ... vallaaa (yıldız tilbe returned)

12 Şubat 2011 Cumartesi

anksiyetik insanın isyanı


3 gündür her gün düzenli olarak maillerimi kontrol ediyorum.... ama yok. beklediğim mail gelmemekte ısrarlı...

şimdi bu benm gibi anksiyetik (böle bir kelime varmı bilmiorum) bir insana yapılacak şey mi ?

anladımki doktorlar her zaman tedavi etmiyor, bazen hasta da edebiliyor...

son 1 yıldır midemde zaman zaman bulanma oluyordu... hemen kötü senaryoları inci gibi dizdim zihnime... yazdım çizdim oynadım , sonuç ; the end

baktım olmayacak bu anksiyetenin esiri olmuş durumdayım bir bilene sormaya karar verdim... açtım bilgisayarı, bir site buldum, özel bir hastanenin sitesi doktorumuza sorun diye bir bölüm var, A'dan Z'ye yazdım şikayetimi. ben doktorların sevdiği hasta türüyüm, şikayetini gayet açık ve detaylı anlatan türden yani, tabi bunun sebebi benim mükemmel bir hasta olmam değil, mükemmel takıntılı olmam onunda farkındayım. neyse yazdım yolladım, çünkü doktora gitmek istemiyorum, çünkü kendimi bildim bileli problemli olan midem yüzünden ne zaman doktora gittiysem endoskopi yapmaya yeltendiler ve ben endoskopiden deli gibi korkuyorum...

işte 3 gündür bekliyorum, maillerimi kontrol ediyorum bi cevap yok...

şimdi iyice tepem attı, e be insan evlatları cevap vermeyecekseniz ne diye öyle bir bölüm açtınız allahın kekoları ! şimdi zaten rahatsız olan ben, daha da rahatsızım sırf bu yüzden, tüm mide bulantılarıma bir de stres eklendi şimdi... mail geldimi gelmedimi diye sabah gözümü açar açmaz bilgisayar başına koşuyorum... bu saatten sonra mail gelsede okumam artık!!!

18 Ocak 2011 Salı

huuu huuu geçmiş olsuuuuuuuunn

çok yoruldum sayın okur... bugün kendime gelir gelmez vahiy gelmiş gibi "temizlik yapmalıyım" dedim. arada eser böyle... sabahtan beri uğraşıyorum sil süpür temizle parlat.

ellerim norveçli denizciler gibi çatladı yeminle...

karnımda çok acıktı bu akşam menüde mantarlı omlet var...

acayp bir huyum var ev temiz olunca kendimi daha zinde ve enerjik hissediyorum... mesela dağınık bir evde sabah gözlerimi açamazken eğer o gün yeni temizlemişsem sabah çakı gibi uyanıyorum...

bu arada bu enerjimin sebebinide merak etmiyor değilim... az önce bilgisayarımı açınca bütün yeni girilen postların hastalıkla alakalı olduğunu gördüm.. tüm blog yazarları hasta olmuş... yakın bir arkadaşımda feci hasta, herkes ama herkes hasta...

ben ise bu yıl evde olmamın sonucu bir kere bile hasta olmadım... ama çalışırken işler öyle değildi tabi.. geçen yıl örneğin; kronik alerjik olduğumdan haftanın bir gecesi mutlaka acil servisteydim.. ateş, kusma, nefes darlığı vs vs.... geçen yıl o kadar hasta olunca bu yıldan çok korkuyordum açıkçası... deli gibi çalışmak istesemde biliyorumki işe başladığım ilk gün hasta olucam :)

hasta olmamaktan mutlu ama evde olmaktan mutsuzum nasıl dengelenecek bu durum bilmiyorum.... tüm hasta okurlara acil şifalar diliyorum. kendinize iyi bakın yahu ıhlamur için limon sıkın falan filan işte :)

10 Aralık 2010 Cuma

solgun bitkin yinede ümitli :(


dün geceki postu girdikten sonra acayp bi mide bulantısı ve karın ağrısına tutuldum... hemen yattım çünkü uyursam geçer sandım... uyudum da zaten uykumda vardı :( ama sabah 5 te uyandığımda hala acayp derecede midem bulanıyor ve karnım ağrıyordu...  bu hissi biliorum geçen yıl acil serviste sonuçlanan gecelerdede böyle olmuştum hep.. ama bu kez ateşim falan çıkmadı.

kalktım banyoya gittim kustum kustum kustum.... ehehehe şuan karın kaslarım ağrıo kusmaktan :D karın kaslarınızı geliştirmek istiorsanız bol bol kusun arkadaş :D

yalnızlığın en kötü tarafı hastayken size bakacak birinin olmaması :( hatta yalnız yaşayan yalnız kalan üniversitede okurken hasta olan askerdeyken hasta olan tüm arkadaşlarıma hep çok üzülmüşümdür ben... :( hastalığa o kadar üzülmem ama bilirim yalnızken hasta olmak çok koyar insana, annesini özler :( onun ilgisini, etrafında pervane oluşunu... annemi aramak istedim ama paniklemesin diye aramadım. zira gece banyoya gittikten sonra baya rahatlamış vaziyette uykuya dalmışım.. sabah kalktığımda iyiydim, sadece biraz bitkindim... sanırım bişey bozdu midemi... dün annemlerle beraber olduğumdan meraktan annemi aradım acaba onlarada bişi oldumu zehirlendikmi noolduk diye... annem turp gibi maşallah ama bizim gelinde aynı sorunu yaşamış sabah... demek bizi dün beraber yediğimiz bişi bozdu :D

neyseki iyiyim şuan... biraz yorgunum birazda karın kaslarım acıo o kadar :D bide sevgili gelecek o bakar bana.. anneme iyiyim ben bişeyim yok dedim :D hatta bi anda öyle iyi oldumki akşama şöööyle asmalımescite doğru gidip, oraların havasını bi soluyasım var... :D tamam tamam kaşınıorum iyice dötü doğrultmadan bi yere gitmicem :P

24 Ekim 2010 Pazar

öhö möhö


hapşrıyorum aksırıyorum... herkesi kırıp geçiren periyodik grip salgınından her yıl olduğu gibi bu yılda ben nasibimi almadım... gereksiz zamanlarda katır gibi sağlam bir bünye sahibi olan ben ne yazıkki alerjik bir insanım.. sanırım alerjim olmasa hiiiç hasta olmayacağım... geçen yıl.... offf allahım hatırlamak bile istemiyorum geçen yılı, haftada bir acil serviste sabahlayan kilo kilo serumu fondip yapan insanla şuanda çevremdeki herkes hasta olup dökülürken tık demeyen ben, aynı kişiyiz...

ama sanırım bunda evden dışarı çıkmamamında bir katkısı vardı, fakat dün geceden beri bir nane mollayım.. işte bende salgın böle hafif hasarlarla geçip gidiyor.. okula başladığım günden, kapandığı güne kadar sürekli hasta oluyorum.. okul ortamı, toz, nem beni hasta ediyor.. evde ise karantina da gibiyim.... şimdi ben ya çok hassasım yada çok naneyim.. kestiremiyorum... şuan biraz burun tıkanıklığı biraz göz yaşarması falan var... hadi hayırlısı... :(