13 Ekim 2011 Perşembe
serzeniş
3 Ağustos 2011 Çarşamba
masallar büyükler içinmiş

evet bir yerde okumuştum... masallar büyükler içindir, zira çocuklar zaten bir masalı yaşarlar... diyordu...
burası benim serbest bölgem...
13 Temmuz 2011 Çarşamba
burada neler oluyor ?

sıcaklar, sevgili annemi ağlatırken, bir yandan ishal bir yandan alerjiyle boğuşuyorum... cırcır olmamın sebebi geçen gece sahilde sipariş verdiğimiz 400 adet midye olabilir ama yaz günü alerji hangi hayra alamet onu kestiremiyorum...
14 Ocak 2011 Cuma
biri beni durdursuuuunnn

efem 27 yıllık hayatımın en tembel dönemlerini yaşıyorum sanırım... tabiri caizse postu yaydım yatıorum... ve bu durum hiç hoşuma gitmiyor. sabahları uyanayım diye arayan annemi bile azarlar duruma geldim... sabahları zaten normal şartlarda gergin olurum ben... hemen her sabah arayıp gelmiyormusun diye soran annem bu sabah telefonu açar açmaz "sen hala uyuyomusun, sağlığın bozulacak uyu uyu... kaaaaaaaaaaalkkk" diye bağırınca... ona kabus gibi üzerime çöktüğünü, sabahları uyanmam için yaptığı baskılardan evden ayrıldığım halde kurtulamadığımı söledim.... pişman değilim... bi kısmı doğru çünkü :D
annem, ben evdeykende şu sabah uyandırma ayarını tutturamazdı. ya sabahın kör karanlığında başıma dikilir "kalk artık hadi kahvaltı yapıyoruz" der. ya da hiç uyandırmaz saate bir bakarım ki öğlene dayanmış :S
zaten haftanın 5 günü, hava aydınlanmadan uyanan ben, neden haftasonu da aynı saatte uyandırılmaya çalışıyorum aklım ermezdi... bunu anneme söyleyincede hiç uyandırmazdı günün yarısı giderdi... yani tek istediğim saat 10 gibi falan uyanmak oysa... :S ahh anne ahhhh...
neyse efendim evlendim kurtulamadım... ama hayatımda da hiç bu kadar bunalmadım.. iş hayatı evlilikle beraber devre arası verince. evde tüm gün yapayalnız ne yapacağımı bilemediğimden ne kadar geç uyansam kar diye düşünerekten saatleri yatakta geçiriyorum... en azından evde yalnız geçireceğim zamanı yarıya indirmiş oluyorum... ama artık yeter... çok bunaldım çok.. yapılacak herşeyi bile yapsam maksimum 1 saat sürmesinden çok bunaldım... bütün gün oje sürüp silip başka renkler sürüp zaman geçirmeye çalışıyorum... kendimi oyalayacak bişi bulamıyorum bir türlü... artık çalışma zamanı geldi anlıyorum...
kendime bool şans diliyorum :S
1 Aralık 2010 Çarşamba
gecelerin insanı oldum çıktım

gece hayatım artık tamamen raydan çıktı !!! dün sabah erken kalkıp anneme gittim.. belki erken kalktığım için uykum gelir ümidiyle akşam evime döndüğümde kendimi uykusuz değil, sadece yorgun hissediyordum :( ısrarla ilaç almıyorum... almak istemediğimden değil, hayatımın düzensizliğinde bir fırsat bulamadığımdan...
herneyse dün gece yine saat 4 ü buldu uyumam... gelişme var diye sevinecektim. ben ne geceler gördüm sabahı güneşi görüp uyuduğum... ama sevinemedim maalesef... çünkü bu sabah 10 da uyandım ve herşey normal görünüyordu.. yataktan çıkıp salona geldim tv yi açtım ve izlemeye başladım... gözlerimi kapadım birazcık... açtığımda yemekteyiz başlamıştı :( yani akşam olmuştu...
allahım beni neyle sınıyorsun :( ya uyuyamıyorum ya uyanamıyorum... neredeyse son bir ayım kayıp... yarın akşam sevgiliyle ankara ya gidiyoruz.. o sınava girecek bende onu yalnız bırakmayayım dedim... değişik olacak, hayatımda ilk kez tren yolculuğu yapacağım... belki değişik bişiler olması hayatımı biraz olsun hareketlendirir.. tüm bu düzensizlikler depresyondanmı kaynaklanıyor bilmiyorum, ama erken uyanamayınca kendimi çok mutsuz hissediyorum... belki yarın yazabilirim belki yazamam belki dönüşte bilemiyorum ama şimdiden herkese görüşmek üzere ve hoş kalın diyorum...
29 Kasım 2010 Pazartesi
trevor reznik sendromu

şuan gecenin bu saatinde (04:18) uyumaya çalışırken kalkıp bunları yazmamın sebebi, bana vahiy gelmesi değil..... uyuyamamaaaaaaam :(
bahsettiğim uyku problemi hız kesmeden devam etmekte... ve hafta sonu olması sebebiyle ilaçta alamadım... üstelik daha kötüsü yarın sabah erken kalkıp anneme gitmem gerek... :(
ışığı kapayıp yatay pozisyona geçtiğim anda uyku denen o muhteşem şey kaçıveriyor... hayal aleminde saymadığım kuzu, koyun, keçi, teke kalmadı... artık çareyi büyükbaşta deneyeyim dedim.. fakat onlarda gövdelerini kaldırıp çitten atlamıyorlar.. yok yok inanın şaka değil bu az önce yatarken denedim bunu. gerçekten bilinçaltım ısrarla çok ağır olduğunu ve seri bir şekilde atlayamayacaklarını emrediyor.. olmuyor atlatamıorum... :(
birde kulağımda bir ses var o gıcık sesi hepimiz tanıyoruz... hani çıplak zemmine elimizden kayıp düşen oval bir nesnenin yuvarlanarak oluşturduğu ve bitmek tükenmek bilmeyen o dairelerin sesi varya, işte o :(
mesela şuan ben birazdan uykuya dalıp rüyalar görecek bir bebe gibi esneyip duruyorum... ama ışığı kapayıp yattığım an bitiyor herşey..... :(
bu akşam yeni bir kitaba başladım "olasılıksız"
olasılıklardan bahsederek başlıyor kitap. çoğunuz bilirsiniz. neyse başladım okudum okudum okudum... uykum geldi ışığı kapadım... ve yine olmadı....
yarın... anneme giderken bir eczaneye uğrayıp ilacı alıcam artık... yalnız bu ilacında kötü bir tarafı var, içtikten maksimum 15 dk sonra sızıp kalıyorsun (bir keresinde aynı resimdeki gibi klavyenin üstünde uyuyakalmıştım) ve uyandığında, veya uyandırıldığında etkisini devam ettiriyor... bütün gün ortada salyaları akarak gezen ama ağzını kapamayı akıl edemeyen bir mal gibi dolaşıp duruyorsunuz... ekrana ağzınız bir karış açık gözler yarı kapalı bir vaziyette bakıp saatlerce oturabilirsiniz... bir nevi trans hali :D
fakat ben sadece uyku düzenm yerine gelene kadar kullanacağım...
en çok özlediğim şey en geç gece 12 de uyuyup sabah 9 da uyanabilmek :( sonra ebru şallı'yla plates yapmak :P
huzurunuzda dua ediyorum, ne olur tekrar uyuyabileyim... :(
27 Kasım 2010 Cumartesi
tek istediğim uyumak :(

fecii günler geçiriyorum :S ciddi uyku problemi yaşıyorum.. bu sabah 9 da ancak uyuyabildim... elimde değil...
kendimi makinist filmindeki trevor riznik gibi hissediyorum..sanırım bende uyku yeteneğimi kaybettim.. inanın bir ara gece kalkıp uykumun gelmesi için onun gibi diş fırçasıyla yerleri fırçalamayı bile düşündüm...
yatıyorum sağa dön sola dön öffle pöffle... kalk 2 sayfa kitap oku, evet evet sanırım uykum geldi de yat ama yine sağa dön sola dön... kalk bir bardak süt ısıt iç, yine yat sağa dön sola dön, yine kalk bilgisayarı aç bak bak bak gözlerin yanana kadar saçma sapan şeylere bak oku.. evet bu kez kesin uykum var de. yat sağa dön sola dön... gün aydınlansın saatler geçsin ve ne zaman olduğunu kavramadan saçma sapan bölük pörçük uykuya dal... ama bütün sesler kulağında çınlasın...
merdivenleri koşarak çıkan çocuğun, işe gitmek için çalıştırılan araba motorunun, buzdolabın üzerindeki küçük saatin, martıların... her ses iğne gibi beynimin içine içine işliyor...
hayatımda ilk kez uyku problemi yaşıyorum...
ve bunu kendi kendime yenemeyeceğimi artık biliyorum... işin kötüsü bi şekilde uyusamda (ki bu kesin gündüze denk geliyor) bu kez uyandığımda midem taş gibi olmuş vaziyette ve hiç yemek yemiyorum.... :(
ne gün ışığını adam akıllı gördüm 1 aydır nede sabah kahvaltısı yaptım... bu işin bir sonu gelmeyecek anladım... eskiden kullandığım bir ilaç beni deli gibi uyutuyordu.. o zaman çalışmamı etkiliyor diye çok sevmiyordum bu ilacı.. ama kıymetini bilmemişim... şimdi yine o ilacı kullanmaya başlayacağım... artık bu psikolojiden çıkmak istiyorum... evet istiyorum.. resimlerdeki gibi mışıl mışıl uyumak sabah dinç uyanmak, güne mutlu başlamak istiyorum...
ayrıca sütün uyku getirdiği de yalannnnnnnn :S
6 Ekim 2010 Çarşamba

doktor randevum güme gitti dostlar... uzun süre randevu alabilmek için çabalamış kendini paralamış bir insanın başına gelebilecek en son şey başıma geldi randevum iptal oldu... en az 1 hafta beklemem gerek yeni randevu için.. ee bir yandan sevinmedim değil, tırsıyordum doktora gitmekten evet...sevmiyorum napim...
çocukluğumu 3 bölüme ayırsam 2 bölümü doktorda geçmiş diyebilirim... hanemde bir dolu doktor anısı bulundurmaktayım..iğne olmamak için hastaneden kaçıp, sokakta enselenmek. hemşireleri tekmelemek, acil serviste kan görünce bayılmak, kanı alınıp labratuarda kaybedildiği için 3 yada 4 kez kan aldırmak zorunda kalmak... her çocuk gibi doktor fobim vardı... ve gelebilecek tüm aksiliklerde benim başıma gelirdi hep... büyüdükçe yendim korkumu fakat yinede huzursuz eder beni hastane ortamı...
bugün de dünkü ruh halimden farksızım... bütün gün üzerimde pijamalarım ayağımda terlik tv nin karşısından kalkmadım... sevgilim bitanem gün ışığım da evde yokki bu akşam :( ama gelecek az kaldı...
bu ruh halini üzerimden atmak için sanırım dışarı çıkmak gerek.. hem yarın yağmur da yağacakmış pembiş yağmur çizmelerimi giyip su birikintilerine basmak istiyorum, yağmuru çok seviyorum ben... :)
5 Ekim 2010 Salı
aslında yazıp deşaj olmak istiyorum ama ne yazacağımı bilemiyorum... ruh halim çok karmaşık bu aralar, dün ne kadar neşeli uyanmıştım halbuki.. sanırım sebebi sonbahar bu durumun ve tabii bir de hormonlar... bir de yarın doktor randevum var, düşündükçe afakanlar basıyor. mühim bir şey değil ama hastaneye gitme fikri bile geriyor beni... ne kadar memnuniyetsiz biri oldum ben bugün...
sokağa çıkmak istemiyorum, konuşmak istemiyorum, aynaya bakmak istemiyorum... acil toparlanmam lazım benim hemde en acilinden.... güzel haberler ve güzel resimlerle geri dönücemm söz :)