
istanbul... bir zamanlar en büyük aşkım olan şehir... deniz mavisi gözlerine vurulduğum... iki yakası arasında su gibi gerdanı... vs vs...


niye böyle bir başlık verdim bu yazıya ? çünkü fareye cik eki eklenince belki yaşadıklarım daha sevimli görünebilir...
işte ben yıllardır yaşadığım bu travmayı kendimi böyle kandırarak bastırıyorum...
liseye gidiyordum yani çok uzun zaman önceydii... okulum evime çooook uzak olduğu için (60km) sabahları gün daha ağarmadan yola çıkar ve kahvaltı yapmaya fırsat bulamazdım... o zamanlar servis yok 2 vesaitle okula gidebiliyorum. ve 2. otobüse bineceğim durakta en yakın arkadaşımı beklerken hemen oradaki pastaneye girip poğaca çay eşliğinde kahvaltı yapıyorum... her sabah durakta aynı insanlarla bekler ama birbirimizi tanımazdık.. öğrenciler, çalışanlar vs. o sabah yine duraktan tanıdığım genç bir adamda aynı pastanedeydi... benden 2 masa önce oturmuş poğaçasını yemekle meşguldü... görüş alanımda arkası bana dönük oturan adam ve pastanenin giriş kapısı vardı... adam poğaçasını çatala batırdı tam ağzına götürecekti ki, tezgahın altından havayı koklaya koklaya bir fare-cik çıktı... adam çatalı havada fareye bakıyor fare hala havayı kokluyordu... ben fareyi görünce istemdışı bir ''hiiih'' sesi çıkardım ve fare pırrrrrrrrrrrrr diye diğer tezgahın altına kaçtı.....
adam arkasına dönüp bana baktı
-gördün değilmi??
dehşet dolu gözleri yerinden pörtlemişti.. fare-cik gözümüzün önünden seyirterek geçip diğer tezgahın altına girmişti.. pastanede gereksiz bir sükunet hakimdi...
- evet gördüm... dedim ve sonra tabağımda yarım duran poğaçaya baktım
bende adamda daha fazla yiyemeyeceğimi anlamıştık aynı anda kalkıp pastaneden koşar adımlarla çıktık :)
durakta fareyle alakalı yapılabilecek en uzun muhabbeti yaptık.. fare alt tarafı bir tezgahın altından çıkıp diğerinin altına girmişti... ama pastanenin coğrafi konumu dahil tüm detayları konuştuk
en nihayetinde pastanedeki malzemelerin dışarıdan geldiğini hatırlayarak birbirimizi rahatlattık.. saçma!! :S
fare fink atıyordu pastanenin içinde, halbuki fare neden bu kadar tiksinç gelir insana şimdi anlam veremedim.. sinek daha iğrenç değilmi ? pastanede en sevdiği şeyler arasında boklara konmak olan bi böcekten yüzlercesi varken , içeri girmiş olma ihtimali 10 da 1 olan bi hayvan bizi ondan daha fazla tiksindirir...
hayır hayır maalesef masum ve sevimli gösteremicem bu durumu ... kabul ediyorumki fare sinekten daha iğrenç...
ve lanet olsunki bu başıma bir kere gelmedi... :S
yine aynı yıllarda, gece evin yakınındaki büyük markete girmiş arkadaşımla alışveriş yapıyorduk... bu kez sonuna cik eki ekleyemeyeceğim kadar büyük bir fare önümüzden tozu dumana katarak geçti... bu kez susmayacaktım ! hakkımı sonuna kadar arayacaktım.. hemen market görevlilerinden birine durumu anlattım... adam bana ne dedii ....
- ahahah ilahi.. siz onu faremi sandınız o bizim markette beslediğimiz kedi :P
dalga geçti benimle adam, hemde bunu örtbas etmeye çalışarak değil baya alenen dalga geçti... ulan kedi olsa kaç yazar market burası market.... nerde hijyen nerde temizlik... ki yıllarca kedi bakan bir insana sen koca lağım faresini kedi diye yutturamazsınnnn...
arkadaşım ve ben sadece adamın arkasından bakmakla yetindik..çünkü tüm bunları söyledikten sonra, o adam koca götünü sallaya sallaya dönüp gitti... aldığımız çekirdekleri yerine bırakıp çıktık oradan.

nora ashira nın buradaki yazısından sonra aklıma bir nişantaşı anısı zerk edildi :P
yıllar önce bir gün yıldız teknikte bir dersimiz vardı, çoook yorucu ve sıkıcı ve uzuuun bir dersten sonra hepimiz acıkmış vaziyette çıktık herkes bir yerlere dağıldı biz 2 arkadaş kaldık karnım çok açtı ne yesek ne yapsak deyince benim diğer arkadaş nişantaşına gitmeyi önerdi
- yakın yahu atlayıp taksiye gidelim
açıkçası nişantaşını daha önce görmediğim için birazda hevesle gittim... uzun bir gün olacağı için ve rahat olmak için baya eşofmanla çıkmıştım evden. arkadaşım ise koyu beşiktaşlı ve o akşam beşiktaş maçına gideceği için üzerinde forma vardı..
sonra city's e girdik.. yemek bölümüne çıktık şu ünlü sosyetiklerin restoran açtıkları kata çıktık bu benm arkadaş biraz kalantor olduğu için direk bildiği bir yere soktu bizi.. ve oturduk menü geldi daha menüyü açar açmaz gözlerin pörtledi, menüde yazan yemeklerin ne adını daha önce duydum nede fiyatlarını daha önce bir yemek için verdim...
yuuuuuuuuuuuuuuuuuhhhh ohaaaaaaaaaaaaaa dedim
arkadaş bana baktı ve
- hayırdır beğenmedin yemekleri heralde ??
aslında ne olduklarını bi çözsem beğenicemde
tamale , buritto, enchilado, vs vs
- kalk buradan kalk gidelim makarna yiyelim
makarna ya bu, ucuz sonuçta, bedava denecek kadar ucuz...... !!!!!!!!
bok ucuz, kalktık oradan başka bir yere oturduk sade makarna yicem yahuu.. bi paket makarna 50 kuruş..
biz böle eşofmanlı formalı 2 tip yine oradaki sosyetiklerden birinin lokantasına daldık (ama ben sosyetiklerin lokantası olduğunu bilmiyorum henüz) kapıda bizi benden daha şık bi kız karşıladı, ''buyrun sizi şu masaya alalım uygunmudur efendim? nasılsınız iyimisiniz'' faslından sonra (ki bunada bi anlam veremedim o zaman) oturduk bi kocamaaaaan yuvarlak masaya....
bir garson geldi ve menüyü uzattı... menüyü bir açtımkiiiiii ne göreyim!!! en ucuz makarna 50 liradan başlıyor..
-bunda bikaç sıfır fazla yazılmış heralde dedim arkadaşa yutkunarak.... :S
ama buradanda kalkamazdık ya en ucuzunu istedim ben... rezil olmak var işin ucunda artık kredi kartı falan bi şekilde öderiz, taksit yaparlarmı ki acep diye düşünerek...
neyse makarna kocaman yuvarlak bir tabağın içinde avucumun içini doldurmayacak kadar az bir şekilde masamıza teşrif etti...
yine o şık giyimli kız geldi ;
- efendim yanına 1900lerden güzel bir şarap... daha o lafını bitirmeden ben ''bişi içmicem saolun'' diye lafını kestim... kız uzaklaştı ama gözü bizim masada..
bir lokma aldım makarnadan öğğğk tatsız tutsuz üstelik pişmemiş gibi...
kız yine sinsice yanıma yaklaştı...
- nasıl buldunuz efendim??
berbat, hiç beğenmedim, lastik gibi ne tadı var ne tuzu... üstelikte pişmemiş... diyemedim tabi...
- güzel ama biraz daha pişebilirdiii !!!
- efendim makarnalarımızı aldente kıvamında pişiririz...
ne diyosun be kadın aldente maldente pişmemiş işte... dünya para vericem bide pişmemiş makarna yicemmm... sen o parayı bana versen ben tüm bu merkez çalışanlarına kazanla makarna yaparım.....
hayatımda bir daha yapılmaması gerekenler listemde city's e gitmek, o malum arkadaşla gezmek, ve aldente makarna yemek var artık...