müzik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
müzik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Nisan 2013 Çarşamba

Ah Leyla The Band !




hacı naaptınız siz ya ! biz masumca diziye sevdalanırken bir de şarkıların müptelası yaptınız bizi...

iyi mi oldu ! zamanı gelince nasıl ayrılacağız peki ? onu hiç düşündünüz mü ?

5 Nisan 2013 Cuma

cuma şarkısı




bu şakıyı hiç böyle dinlemiş miydiniz ? benim en sevdiklerimden

mutlu cumalar :)

15 Mart 2013 Cuma

yağmuru sevin :)




aynen klipteki gibi yağmur sularında zıplamayı çok severim... yağmuruda öyle !

ve tabi bu şarkıyı da, klibi de

madem haftasonu yağmurlu geçecek, can sıkmaya gerek yok. ben yağmur çizmelerimi giyer zıplarım ve ondan da zevk alırım ohhh !

o zaman bu cuma ya yakışır şekilde şarkısı bu olsun mu ? olsun be ! :)

21 Aralık 2012 Cuma

let's fall in love



bu aralar filmler yerine film müziklerini paylaşıyorum... affedin :) ama güzel şarkılar paylaşıyorum kabul edin :P

bir önceki de bu da De-Lovely filminden arak :D

hadi bu da cuma şarkısı olsun madem... mutlu hafta sonları :)

20 Aralık 2012 Perşembe

Robbie Williams- It's De-Lovely




ne güzel de kar yağıyor dışarıda, her yer bembeyaz olmuş :) evde bir şömineniz olduğunu ve radyoda da bu şarkının çaldığını hayal edin... eminim sizin de benim gibi içinizi bir huzur kaplayacak... en azından şuan içinde bulunduğumuz ofis ortamından uzaklaşacağız :)

23 Ekim 2012 Salı

ses bir -ki

dinlemeyi, dinlerken söylemeyi en sevdiğim şarkıdır kendileri.... sevdiren sağolsun. kocam sağolsun... :)

11 Ekim 2012 Perşembe

Bİ SES VERİN HACI !!


sevgili 84 izleyici ! lütfen arada sesinizi çıkararak burada olduğunuzu belli edin de bende kendi kendime konuşuyormuşum hissi yaşamayayım...






bu da bu günkü ruh halim... çünkü... öyle


9 Ekim 2012 Salı

bu aralar...

biraz duygusalım....








istiyorum ki, şarhoş olayım.... sevdiğim birkaç kişiyle beraber....






16 Mayıs 2012 Çarşamba

somebody that ı used to know



bu aralar tembelliğimi affedin ve günde 3 öğün dinleyip dinleyip bıkmadığım bu şarkıyı sizde dinleyiverin... yakında kesin dönüş yapıcam...

19 Nisan 2012 Perşembe

tık tık tık !




susuyorsam bir sebebi var sayın okur... ben susarken sizde bu şarkıyı dinleyin lütfen.

lütfen dedim bak ! lütfen dediysem de bi sebebi var elbet...

ne dediğini anlamasamda kötü bişey demediğini.. kötü şeylerin bu kadar güzel olmayacağını umuyorum...

aşık olmak gibi bişey bu şarkı...

dinleyin dinlettirin sevin, sevilin... ve haftasonuna kocaman bir kalp olarak girin... muck !

13 Mart 2012 Salı

paradise




benim şarkım olmalı bu ! bundan 3 ay önceki ruh halim... cenneti düşlediğim zamanlarımın şarkısı...

24 Şubat 2012 Cuma

opeth gelir hoş gelir




progresive metal'in naçizane gruplarından opeth, yanlış bir duyum değilse 6 martta türkiyede konsere geliyor. konser k.çiftlik park tamıymış neymiş... her neyse... konser biletlerininde. bir 3d sinema izlemek kadar uygun olduğunu duydum... ben şahsen kendim opeth'i çok sever, şarkılarındaki (özellikle son yıllarda) yumuşak tondan ani çıkışları. tam ninni söylüyor bu derken (aynen şu yukarıdaki şarkıda olduğu gibi) insanı yerinden hoplatması... uzun melodik soloları. vs vs vs.. seviyorum işte uleyn. ve sevdiğim her grubun bir bir türkiyede konsere geliyor olmasıda şansmıdır nedir bilemedim. yakında dünyada sevipte görmediğim adam kalmayacak :D bi judas priest geldiğinde gidemedim ama o kadar olur artık :D

şimdi gelelim en tırt tarafına. 6 martta konser mi olur ? hem soğuk hemde hafta arası. siz opeth türkiyeye gelsin de, konsere kimse gitmesin, onlarda bunu görüp bi daha yakınından dahi geçmesin mi istiyorsunuz ? çok ayıp. bu türk misafirperverliğine hiç yakıştımı ? eğer konsere gidemessem tek sebebi hafta arası hemde en zibidik bi günde olmasından kaynaklı olacak :( gidenler gitmek isteyenler benim yerimede eğlensin coşsun o zaman napalım :( bu arada eskiye nazaran yumuşayan tarzını daha çoks eviyorum ben.. zira yaşlılık, artık kafa gürültüyü kaldırmıyor :)

26 Ekim 2011 Çarşamba

hayal et


meğer bunların hiçbiri olmamış... terör yokmuş... binalar sağlammış, insanlar ölmemiş... hayaller sona ermemiş... hayal et...

20 Ekim 2011 Perşembe

yüreği burkan şarkılar


bu şarkı yeni çıktığı zaman, bir haziran günü sınavdan çıktığımda kuzenim bir arkadaşımızın şehit olduğunun haberini vermişti... 20 gün kadar kalmıştı askerliğinin bitmesine üstelik... son izninde beraber eğlenmiştik ve bana demişti ki ; kameraya kaydet bunu, belki şehit olurum ben....

yani tüm o kötü şakalar gerçek oldu... bu gün o günkü hisleri yeniden yaşıyorum ben... çünkü 24 şehidin her biri, birilerinin arkadaşı, birilerinin, evladı, birilerinin sevgilisi, kocası, bebeğiydi....

bu şarkı tam da o arkadaşım şehit olduğu dönem çıkmıştı, tüylerim ürperirdi dinlerken... sözleri ne kadar can yakıcı, daha o evlatların göreceği günler vardı çok acı çok....

birkaç gün yazmamak protesto etmek ne kadar faydalı bilmem ama, eğer bir işe yarayacaksa bende yazmıyorum.... içimiz biraz soğuyana kadar...

11 Ekim 2011 Salı



herşey bir yana duman bir yana....

bu aralar en çok dinlediğim şarkı...

Kaan Tangöze'nin baba olduğuna, dahası evlendiğine hala inanamasam da...

sevdiğim çok az müzisyen için böyle düşünüyorum, asla kıskandığımdan değil :) sanki bazı insanlar sadece müzik için geliyor dünyaya, ve kendini müziğe adaması başka hiç birşey yapmaması gerekiyor. ne kadar bencilim değil mi ? :P

neyse çok uzattım lafı... şarkıyı dinleyelim :)

2 Ekim 2011 Pazar

Adele'siz bir hayat çoh anlamsızmış :P


vallahi de Adele'den evvel ne dinliyormuşum ben diye düşünmüyor değilim :P

tabikiii de çok güzel şeyler dinliyordum ama artık canım müzik dinlemek istediğinde aklıma artık ilk o geliyor...

bence bu güzel sesi hala dinlemediyseniz çoook şey kaçırıyorsunuz...

şimdi afiyetle dinleyin :*

17 Eylül 2011 Cumartesi

ne varsa eskilerde var :)



tamam yenilerde de çok güzel müzik yapanlar var, ama şu şarkıyı bi dinleyin allah aşkına... sizi de alıp götürmüyor mu... ne güzel ne naif ne şeker bi şarkı... çok seviyorum ben..

5 Eylül 2011 Pazartesi

2 Eylül 2011 Cuma

müzisyen simone


maymun iştahım ve tez canlılığım yüzünden , çok istememe rağmen bir türlü sonunu getiremediğim şeylerden biri müzik :) ergenlik dönemimde, en çok istediğim şey gitar çalmaktı(çoğu ergen gibi)... öyle bir aşktı ki benimki, gitarı elime aldığım an bir jimi hendrix , bir kirk lee hammet olacağımı sanardım... annem bu zaafımı yıllarca bana karşı kullandı "odanı toplarsan sana gitar alıcam, bu sene takdir alırsan sana gitar alıcam, üniversiteyi kazanırsan sana gitar alıcam" vs vs vs :D ilk gitarıma abim sayesinde sahip oldum, kapıyı açtığımda onu elinde gitarla görünce, çığlıklar ata ata kaptım gitarı oturdum hemen. tellere dokundum ki sonuç hüsran :S ve o anda tüm bu gazı bana "melodi öğrenilmez hissedilir" cümlesiyle aşılayan, sevgili amadeus mozart'a inancımı kaybettim..." bal gibi de öğrenmeli bunu, yedin beni mozart" diye düşündüm...
o ilk günden sonra uzunca bir süre gitarım ve ben sadece birbirmize bakışmakla yetindik... o odamın en has köşesinde ben ise yatağımda dizlerimi ellerimle sarmalamış ve çenemi umutsuzca dizlerime dayamış vaziyette... aradan yıllar geçti, ve gitardan tek çıkan ses, tozunu alırken tellere dokunduğumda çıkan ses oldu... evimize zamanla bendir, ney, akardeon, gibi bi takım müzik aletleri girdi çıktı... akardeon çok yer kapladığı için babamın bir arkadaşına verildi, ney o... zamanlar taze evli olan arkadaşımın kocası sırtına vurunca kırıldı (o zaman boşa bu adamı demiştim diinlemedi beni) :) bendir'in ise akıbetini hatırlamıyorum bile... ama gitar, o gizemli sessizliğini hala koruyordu... bir gün abim gitarı aldı ve gitti... yokluğunu kimse hissetmedi, taa ki 2 gün sonra elinde bir ibanez le gelene kadar... yakışıklı, karizmatik, üstelik de askılı bu gitar herkesi kendine hayran bırakmıştı... lakin içimdeki santana, ibanezi görünce tekrar canlanmış ve gün yüzüne çıkmıştı, o dönem biraz daha hırslandım evet kabul ediyorum... hatta öyle bir hırslandım ki parmak uçlarım nasır tutmaya başladı sonuç itibari ile tek çalabildiğim şarkı ise toplasan 5 notayı geçmeyen zülfü livaneli'nin kan çiçekleri nakaratıydı... hiç de tarzım olmadığı halde neden bu şarkıyı seçtiğim de gayet ortada zaten... velhasıl abim yuvadan uçarken gitarı da omzuna takmayı ihmal etmedi, ve gitarla olan aşkımız orada son buldu, (bi dönem evimize misafir olan kuzenin elektro gitarından hiç bahsetmiorum bile)
gel zaman git zaman, dönemsel olarak değişen müzisyenliğim bi dönem darbuka çalmaya kadar gitti, hatta tünelde darbuka bakan, deneyen bir kız gördüyseniz o ben bile olabilirim :) ondan çabuk vazgeçtim ve sonunda esas ilgi alanımı keşfettim :) ben tuşlu çalgıların insanıydım... telliler bana göre değil, hele üflemeliler hiç değil, zira lisede bando takımından zurnayı öttüremediğim için diskalifiye olmuştum... akardeona kesin dönüş yapmak üzereydim ki o dönem oyunculuk yaptığım tiyatroya bir kuyruklu piyano geldi... kardan mahsur kaldığımız zamanlarda üstüne bir battaniye örtüp yatak olarak kullansak da, kuyruğuyla aklımı başımdan almıştı bile. başına oturunca bırak, hendrix'i, hammet'ı kendimi beethoven gibi hissediyor, zaman zaman kont drakula oluyordum... bu kez tek arzum bir kuyruklu piyano alıp eve getirmek olmuştu... annemi ikna etmeye çalışıyordum " yaw anne valla bildiğin gibi değil acayp kullanışlı bi alet, istersen kapa kapağını, yemek masası yap, istersen üstüne vazoyla çiçeklerini diz" ama yok annem bu kez ikna olmuyordu... neyse ki çalıştığım ajansa antika bir piyano geldi, tam 180 yıllık... tuşları tam olarak çalışmasa da muhteşem bir estetiği vardı ve aşkım daha da kuvvetlenmeye başladı... şimdi evimde bir kuyruklu, kuyruksuz piyanom olmasa da yıllardır süren bu piyano aşkımı küçük de olsa bir org alarak bastırmaya karar verdim :D bi o eksikti ! dediğinizi duydum... ama bu kez kararlıyım. vallaaaaa :D (yıldız tilbe edasıyla) :)

ps: bu arada yukarıdaki foto simone'nin yüzünü deşifre ettiği ilk ve belki de son fotosu olacaktır :D

29 Ağustos 2011 Pazartesi

bu günlerde ne dinliyorum...



bu günlerde hep aynı şarkıyı dinliyorum, başa alıp tekrar, sonra tekrar... bu kızın sesinde bir büyü var sanki... şarkıda da anlattığı gibi, sanırım doğduğum yeri özledim bende, orada yaşadığım anıları anımsadım... neden sevdiğimi daha çok anladım sonra...