animasyon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
animasyon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Aralık 2011 Salı

sihirbaz


animasyon deyince akan sular durur bende, iyisini de kötüsünü de izlemeden edemiyorum. başka bir dünyanın kapıları açılıyor önümde, gerçek olmayan ve olmayacak başka başka dünyaların...

dün uzun zamandır izlemek istediğim ama bir süredir unuttuğum "sihirbaz" adlı animasyonla karşılaşınca, daha fazla ertelemek istemedim.

sihirbaz, bir türlü tutunamayan, gösterileri alkış toplamayan bir sihirbazın, sahneye çıktığı bir eğlence mekanında tanıştığı küçük ve kimsesiz temizlikçi kızla olan yol hikayesini anlatıyor.

zavallı fakir kız sihirbazın, her şeyi sihirle elde edebileceğini düşünür, sihirbaz ise bu kızın hayallerini yıkmak istemez, beraber avrupay'ı gezip yeni işlerin peşinde koşarlar, kız ona sadece yol arkadaşlığı yapmaktadır, sihirbaz ise kızın hayallerini gerçekleştirmek için hiç bilmediği işleri yapmakta.

ilginç bir anlatımı var filmin, belki sıkılabilirsiniz izlerken, çünkü eski tarz çizimleri ve neredeyse sıfıra yakın diyaloglarıyla, garip bir film, filmin sonun da ince bir detay var, anlayana... açıkçası ben sevdim sihirbazı. bana çocukken izlediğim çizgi filmleri anımsattı...

18 Ağustos 2011 Perşembe

rio


en son izlediğim bu film animasyon açlığımı biraz olsun bastırdı :) şöyle eğlenceli sevimli bir animasyon izlemek isterseniz kaçırmayın derim...

blue çok küçükken esas vatanı rio dan kaçırılır. hayvan kaçakçılarının arabası minnesota da bir direğe çarpınca içinde bulunduğu kutu düşer ve onu, o zamanlar küçük bir kız çocuğu olan linda bulur. blue ve linda beraber büyürler linda ona çocuğu gibi büyük bir sevgi ve sabırla bakar... fakat bir gün bir kuş bilimcisi bu nesi tükenmek üzere olan kuş cinsinin minnesota da sahibiyle yaşadığını öğrenir ve linda nın kitapçı dükkanına onları ziyarete gider...
aslında julio'nun amacı bu nesli tükenmek üzere olan kuşun dünyada sadece 2 tane kaldığı biri bir dişi olan jewel'in rioda bir merkezde tutulduğu diğerinin ise linda'nın blue'su olduğudur... bu sebeple bu ikiliyi bir araya getirip türün devamını sağlamak ister... linda başta kabul etmese de , düşününce buna engel olmanın bencillik olacağına karar verir ve blue ve julio ile birlikte rio'nun yolunu tutar...

uçmayı bilmeyen bir kuş (blue) özgür ve hırçın dişi (jewel) ve hayvan kaçakçıları ile bir kovalamaca hikayesi... çok eğlenceli, sevimli, biz seyircilere animasyon için bir nimet olan rengarenk rio karnavalını da yaşatan güzel bir film :) buz devrinin yapımcılarından...

16 Ağustos 2011 Salı

hop


bir animasyon hastası olarak isterdim ki daha fazla animasyon paylaşabileyim fakat bilindiği gibi animasyon yılda en fazla 1 veya 2 tane çıkıyor :)

filmimizin adı HOP. bir paskalya tavşanı olması için yetiştirilen p.t. nin amacı aslında bambaşkadır... müziğe aşık bu minik tavşan aslında baterist olmak için yanıp tutuşmaktadır... ve idealleri uğruna yaşadığı paskalya adasından kaçar, insanların şehrin göbeğine doğru yola çıkar... orada başına geleceklerden, veya başkalarının başına açacağı işlerden habersiz...

diğer tarafta şehirde ailesiyle mutlu ! bir hayat yaşayan fred, ailesi tarafından artık bir işe girip kendi ayakları üzerinde durması gerektiği konusunda uyarılır... fred ve tavşanın yolu şehirde kesişir ve bu yaramaz tavşanı misaifr etmek zorunda kalır...

film her ne kadar yetişkinler için biraz basit kaçsa da yine boş zamanlarınızı değerlendirebilecek eğlenceli bir yapım olmuş... animasyon ve live action tekniğiyle çekilmiş. yani yarı animasyon yarı gerçek... minik sevimli bir tavşan izlemek isterseniz iyi seyirler dilerim :)

26 Ocak 2011 Çarşamba

mary and max

artık biliyorsunuz animasyon hastası olduğumu... animasyon filmleri iyi veya kötü ayırd etmeden izliyorum. bu kez yine ne izlesem diye araştırırken daha önce hakkında hiçbirşey duymadığım, hiçkimsenin önermediği bir animasyonla karşılaştım.. bir filmi izlemeden önce mutlaka yorumlara göz atan ben, söz konusu animasyon olunca hiçbir araştırma yapmadan bastım play'e

film stop-motion tekniği ile çekilmiş. bu teknik bildiğim kadarıyla filmdeki karakterin kuklalarıyla milimetrik hareketlerin yüzlerce fotoğrafını çekerek oluşturulan bir teknik... bu sebeple izlemeye başladığınızda biraz yadırgayabilirsiniz. değişik bir görüntüsü var.

film, küçük yalnız ve ilgiden yoksun 8 yaşındaki mary ile yaşlı şişman ve asperger sendromu denen bir psikolojik rahatsızlıktan müzdarip 44 yaşındaki max'in arasında oluşan mektup arkadaşlığını anlatıyor..

ikisinin çok iyi arkadaş olmalarının sebebi ortak noktaları olan çikolata ve hiç arkadaşlarının olmamasıdır. bu mektup arkadaşlığı ikisininde hayatını farklı yönlerde değiştirecektir.. mary daha da büyüyecek max ise daha fazla kilo alacak ama hayat birbirleri sayesinde daha da kolaylaşacaktır. birbirlerini hiç görmeden devam eden bu mektup arkadaşlığı yıllar sürecektir... avustralya da yaşayan mary amerikadaki max'i bir gün görmeye gitmek için çocukluğunda broşür dağıtıp para biriktirmeye başlar...

filmin bundan sonrası için yazmayı burada bırakıyorum...

bir animasyonun insanı ağlatabileceğine inanmayanlar mutlaka izlesin bunu tamamen beklentisiz bir şekilde izlemeye başladığım bu film artık benim listemde ilk sıralarda...

p.s : film gerçek bir hikayeden uyarlama

p.s.s : ve sonunda ağlamamak için resmen savaş verdim

p.s.s.s : bu kez filmin fragmanını değil beni en çok etkileyen sahneyi sizlerle paylaşmak istedim pink martini eşliğinde....

ve son not: bu filmi izledikten sonra neden bu kadar p.s yazdığımı anlayacaksınız :)

10 Ocak 2011 Pazartesi

a christmas carol


yeni yıl geçti ama yeni yıl filmlerine devam ediyoruz...

bu seferki filmimiz a christmas carol ( bir noel şarkısı )

film charles dickens'ın kitabından uyarlanmış değişik bir animasyon...

film "performance capture" tekniği ile çevrilmiş. bilen bilir polar ekspres filmide aynı teknikle çevrilmişti... hatta ve hatta avatar'da. fakat bu ve polar ekspres filmlerinde çizgi öğeler daha fazla. neyse teknik konuları geçiiiip filmin konusuna dönecek olursaakk,

film jim carey'nin canlandırdığı Ebenizer scrooge'a musallat olan 3 hayaletle başlar... bu hayaletler ona dünü bugünü ve yarını göstereceklerdir...

sizlere film önerirken konusunun detayına girmek istemiyorum... herzaman da dediğim gibi zaten beğenmediğim ve önermeyeceğim filmi burada paylaşmam :) ama mutlaka izleyin... ben zaman zaman çook duygulandım... tamam itiraf ediyorum bikaç damla gözyaşımıda feda ettim... ama tabiki dramatik veya duygusal bir film değil... benim wall-e izlerken bile duygulandığımı hesaba katın ve çok ciddiye almayın :) bitmesini istemediğim filmlerdendi.. çok eğlenceliydi.. gerek tekniği gerek oyuncu kadrosu zaten başlı başına bir izleme sebebi :) izlememiş olan herkese şimdiden iyi seyirler diliyorum...

4 Ocak 2011 Salı

the nightmare before christmas


vee yine bir tim burton filmiyle karşınızdayım... aslında bunu yılbaşından önceki gün falan yazmalıydım.. ama izlemekte gecikince yazmakta da geciktim biraz... biz sevgiliyle yılbaşının ertesi günü izledik...

sevgiliciim pek hoşlanmasada ben müzikalleride en az animasyonlar kadar çok seviyorum.. heleki ikisi bir arada oldumu tadından yenmez benim için :) bu tarz filmleri çizgileri izlerken duyduğum mutluluğu tarif edemem bile...

uzun zamandır izlemek istiyordum bu filmi, aslında çokta eski bir yapım 1992 ya da 1993 olması lazım...

hallowen kasabasının vazgeçilmez sanatçısı jack, her sanatçının yaşadığı bunalımları yaşamaktadır, farklı şeyler yaratamamanın sıkıntısını... ve bu sıkıntı onu arayışlara sürekler, bu arayış esnasında christmas kasabasına rastlar.. ve orada olan biten herşey jack'e ilham kaynağı olur. daha önce hiç görmediği alışkanlıklar hiç tatmadığı duyguları farkeder orada, ve kafasında bir fikir canlanır.. bu fikirle kendi hallowen kasabasına geri döner, ve fikrini orada yaşayanlara anlatır... onlarda noel hazırlıkları yapıp oradadaki gibi hediyeler dağıtacaklardır... fakat bu hayatlarında hiç iyilik yapmamış kasaba insanları için oldukça zor olacaktır...

eğlenceli karanlık ve bol müzikli bir animasyon filmi...

yine ustamız canımız ciğerimiz tim burton döktürmüş.. ellerinden öper, başarılarının devamını dileriz :)

3 Eylül 2010 Cuma

coraline


coraline coralineee.....

insan bazen bir film izler ve içindeki kahramanda kendini bulur ya... ben dün geceye kadar bana böyle benzeyen bir film kahramanı daha görmedim... herkesi birilerine benzetmek gibi bir özelliğim var :) sonunda kendimide benzetecek bişi buldum ohohohoh.. onun adı coralinee. aynı benm gibi saçları, zayıf uzun boyu, yanında gezen ve dilinden birtek onun anladığı kediciği :) geniiiiiiiişşş hayal dünyası :) bana kendini çoook sevdirdi çok

tanıştırayım coraline jones ;)