26 Ocak 2011 Çarşamba

mary and max

artık biliyorsunuz animasyon hastası olduğumu... animasyon filmleri iyi veya kötü ayırd etmeden izliyorum. bu kez yine ne izlesem diye araştırırken daha önce hakkında hiçbirşey duymadığım, hiçkimsenin önermediği bir animasyonla karşılaştım.. bir filmi izlemeden önce mutlaka yorumlara göz atan ben, söz konusu animasyon olunca hiçbir araştırma yapmadan bastım play'e

film stop-motion tekniği ile çekilmiş. bu teknik bildiğim kadarıyla filmdeki karakterin kuklalarıyla milimetrik hareketlerin yüzlerce fotoğrafını çekerek oluşturulan bir teknik... bu sebeple izlemeye başladığınızda biraz yadırgayabilirsiniz. değişik bir görüntüsü var.

film, küçük yalnız ve ilgiden yoksun 8 yaşındaki mary ile yaşlı şişman ve asperger sendromu denen bir psikolojik rahatsızlıktan müzdarip 44 yaşındaki max'in arasında oluşan mektup arkadaşlığını anlatıyor..

ikisinin çok iyi arkadaş olmalarının sebebi ortak noktaları olan çikolata ve hiç arkadaşlarının olmamasıdır. bu mektup arkadaşlığı ikisininde hayatını farklı yönlerde değiştirecektir.. mary daha da büyüyecek max ise daha fazla kilo alacak ama hayat birbirleri sayesinde daha da kolaylaşacaktır. birbirlerini hiç görmeden devam eden bu mektup arkadaşlığı yıllar sürecektir... avustralya da yaşayan mary amerikadaki max'i bir gün görmeye gitmek için çocukluğunda broşür dağıtıp para biriktirmeye başlar...

filmin bundan sonrası için yazmayı burada bırakıyorum...

bir animasyonun insanı ağlatabileceğine inanmayanlar mutlaka izlesin bunu tamamen beklentisiz bir şekilde izlemeye başladığım bu film artık benim listemde ilk sıralarda...

p.s : film gerçek bir hikayeden uyarlama

p.s.s : ve sonunda ağlamamak için resmen savaş verdim

p.s.s.s : bu kez filmin fragmanını değil beni en çok etkileyen sahneyi sizlerle paylaşmak istedim pink martini eşliğinde....

ve son not: bu filmi izledikten sonra neden bu kadar p.s yazdığımı anlayacaksınız :)

2 yorum:

Sernur IŞIK dedi ki...

harika bir film bu! en sevdiklerim arasında. ben de izlerken bu sahneye bayılmıştım:)

simone dedi ki...

sanırım bu filmi bir kere daha izleyeceğim... artık benimde en sevdiklerim arasında :)